Page 187 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ
P. 187
Bu teşviklerle Moğolların önlerinden İbnü'l-Ammâr fütüvvet teşkilatının organi-
Anadolu’ya gelen birçok mutasavvıf zasyonuyla ilgili şu bilgileri vermektedir;
45
kısa zamanda Anadolu’da çok güç- Fütüvvet teşkilatı, fütüvvet birliklerin-
lü bir mânevî havanın doğmasına yol den oluşup bu birliklere “beyt” (çoğulu
açacaklardı. 43 “buyut”) deniliyordu. Birlik hukukundan
Mutasavvıf-sufilerin etkisi altında ve hi- tam olarak yararlanma hakkına sahip
lafete dayanan fütüvvet teşkilatının or- üyelere “refik” (çoğulu “rifak”) denilip,
ganizasyonu ve fütüvvet fikriyle ilgili birliğe kısmen veya tam üye olanlar için
hususları anlatan ve Halife Nâsır devrin- de farklı isimler kullanılarak, “sagir” ve
den itibaren kaleme alınmaya başlayan “kebir” ya da “ab” ve “ibn” deniliyordu.
fütüvvetnâmeler, muhteva ve teşkilatın Üyelerden oluşan birliklerin, birkaçı bir-
organizasyonu bakımından daha son- leşip bir “hizb”i (çoğulu “ahzab”) oluş-
raları ortaya çıkan benzer teşkilatla- turuyordu. Her birliğin başında ise “zaim
rı ve bu teşkilatlar için kaleme alınan el-kavm” denilen birliğin lideri bulunu-
fütüvvetnâmeleri etkileyen en önemli ve yordu. Birliklerin tümünün lideri ise ha-
devamlı bir tesir kaynağı olmuştu. lifeydi. Halifenin emrinde olup fütüvvet
Bu tür hilafete dayanan fütüvvetnâmeler birliklerinden oluşan fütüvvet teşkilatının
içinde de, tasavvufi açıdan tanzim edile- işlerini halifenin iradesine uygun olarak
rek fütüvvet fikrini anlatan Sülemî’nin yürüten “nakib” ismi verilen bir kişi bu-
Kitâbu'l-Fütüvve isimli eseri ve fütüvvet lunuyordu. Fütüvvet birliğine giriş ve bir-
teşkilatının nizamnamesi veya kanun- liğe tam üyelik hakkına sahip olabilmek
namesi de denilen fütüvvet teşkilatının ise çeşitli merasimlerden ve aşamalardan
organizasyonuna dair İslâm fıkıh ilmine geçtikten sonra oluyordu. Birliğe girmek
göre tanzim edilerek ayrıntılı bilgiler ve- isteyen kişi öncelikle kendisini tecrü-
ren İbnü’l-Ammâr’ın Kitâbu'l-Fütüvve be edip kabul edebilecek bir asli üyeye
44
isimli eseri konumuz açısından oldukça müracaat etmesi gerekiyordu. Müracaat
önemlidir. Fütüvvetnâmeler umumiyet- edene “talip”, müracaat edilene ise “mat-
le teşkilatın ahlâki kaidelerini anlatır. lub” denilirdi. Tecrübe devresinden sonra
Teşkilatın organizasyonuna dair bilgi “talip”, “şed” denilen bir kuşak kuşana-
veren fütüvvetnâmeler azdır. Ammâr’ın rak birliğe girerdi. Bu aşamada kişi “meş-
fütüvvetnâmesi ise ilgili ilim âlemince bi- dut” (kuşak kuşanmış) olmakla beraber
linen fütüvvetnâmeler içinde, organizas- hâlâ üye değildir, “mürid”dir. “Mürid”
yona dair en geniş bilgiyi veren en eski ancak “libâsü'l-fütüvve” giyip, “ka’s el-
tarihli fütüvvetnâmedir. fütüvve”den içmek suretiyle tam hukuka
sahip üye, yani “refik” olabiliyordu.
Bu bilgiler daha önce verilen bilgilerle
43 Köprülü 1984:195-199.; Taeschner 1950:17-
18. birleştirilirse ortaya çıkan sonuç şudur;
44 Halife Nâsır devrinde yaşadığı bilinen bu halifeye bağlı fütüvvet teşkilatının orga-
mutasavvıfın hangi yıllar arasında yaşadığı ise
tespit edilememiştir. 45 Taeschner 1950:14-15.
186 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ

