Page 182 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ
P. 182
işlenerek “tam manasıyla ideal müslü-
man insanı” ifade eden bir terim haline
getirilmişti. Bu mutasavvıflar arasın-
da Tirmizî (ö. 898), Cüneyd-i Bağdâdî
(ö. 297/909), halen elimizde mevcut en
eski tarihli fütüvvetnâmeyi yazmış olan
Sülemî (ö. 412/1021), ve İbnü’l-Arabî (ö.
638/1240), “feta”yı belirttiğimiz anlam-
da tasavvufi bir terim olarak kullanan en
tanınmış mutasavvıflardır. 24
Mutasavvıflara dair Tabakâtü's-sûfiyye
isimli konumuz açısından oldukça önem-
li bir eserin de sahibi olan Sülemî, baş-
ka bir eserinde “feta”yı şöyle tarif edi-
yor: “Melâmetî şeyhlerinden bazılarına,
sizce fütüvvet makamını kim kazanır,
feta adını kim hak eder diye sorulunca
dediler ki, Allah hepsine rahmet etsin,
kimde Adem’in özür getirmesi, Nuh’un
sebatı, İbrahim’in vakarı, İsmail’in doğ-
ruluğu, Musa’nın ihlâsı, Eyyub’un sab-
rı, Davud’un ağlayışı, Muhammed’in
cömertliği varsa, yine Allah hepsinden
razı olsun, kimde Ebûbekir’in acıması,
Ömer’in hamiyeti, Osman’ın utangaçlığı,
Ali’nin bilgisi bulunursa, sonra da bütün
bunlarla beraber nefsini horlar, ayıplarını
24 Daha fazla bigi için bk. Abdülbâki Gölpınarlı,
“İslâm ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kahire'de
Kaynakları”, İktisat Fakültesi Mecmuası, cilt bir çarşı
II, No.1-4 1950, s. 6-11.; Taeschner 1950: görürse o kimse fütüvvet sahibidir, feta meydanı
6-7.; Süleyman Ateş, Tasavvufta Fütüvvet adını hakeder.” 25
(Sülemî’nin fütüvvetnâmesiyle birlikte neşredil-
miştir.), AÜİF Yayınları, Ankara 1977.; Nihat Taeschner Kur’an’da feta kelimesinin
Keklik, İbn’ül-Arabi’nin Eserleri ve Kaynakları ahlâki bakımdan herhangi bir şekilde
İçin Misdak Olarak el-Fütühat el-Mekkiyye,
İÜEF Yayınları, cilt II, Bölüm A, İstanbul
1974, Özellikle bk., “tipik rivayetler ve sufilere 25 Sülemî, Risalet-al Melâmetiyye, Fatih Millet
dair menkıbeler” başlığı altındaki kısım, s. Kütüphanesi, Reşit Efendi, no.453, Varak 120-
214-252. 124’ den naklen, Gölpınarlı 1950:7.
ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ - 181

