Page 184 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ
P. 184
şadıkları ve etki alanları altına aldıkları İran’da ise Sâsânî’ler devrinden beri var-
bölgelerde aramak gerekir. lıkları bilinen “ayyar”, “rind”, İslâm’dan
31
sonra daha çok “feta” veya “feta”nın
Türklerin İslâm’dan önceki devirlerden
beri geliştirdikleri savaş gelenekleri ve Farsça karşılığı olan “civanmerd” veri-
içtimai alanlardaki gelişmelerle oluşmuş lenler gibi belirli bir merkezden veya bir-
olan, önceleri “alp” ismi verilen, İslâmdan birlerinden bağımsız küçük, dağınık ama
sonra “seyfî fütüvvet kolu” olarak “alp oldukça yaygın birlikler ve bu birlikler-
32
erenler”, “gaziler” veya “gaziyan” den oluşan içtimai sınıflar vardı. 34
diye adlandırılanlar ve “ahî”, “ahiyan”, Dinî bilgi ve inanışa, âdet ve örfe, zama-
33
“ahiyet el-fityan” da denilen birlikler; na ve mekâna göre isimleri, kıyafetleri,
ahlâki prensipleri az çok birbirlerinden
ayrılan bu içtimai birliklerin hepsinin de
31 Gölpınarlı bu bölgeleri, Sühreverdî’nin
Mecmûâtün fi'l-hikmeti'l-ilâhiyye isimli asgari müşterekleri, İslâm tasavvufunun
eserinden de yararlanarak, Horasan, Bağdat, etkisi altında olmalarıydı.
Irak ve Şam olarak belirtmektedir.(Gölpı- Böylece daha önce fikrî yönü oldukça
narlı 1950:75-76). Taeschner ise Türklerden
hiç bahsetmez. İslâm tasavvufunu Hristiyan gelişmiş olan fütüvvetin İslâm’ın Asya
mistisizmine ve Bizans kültürünün etkisine da hızla yayılmaya başladığı X. asırdan
bağlayan meslekdaşları, Carra de Vaux, Von itibaren zamanla birlik-teşkilat şekline
Kremer, Boer, Hammer, Massignon, gibi müs- dönüşmesinin ilk öncülerini bu içtimai
teşriklerin (bu konuda Bk. Köprülü 1984:15-
17; Hasan Küçük Tarikatlar, TÜRDAV birlikler oluşturmuş oluyordu. Ancak
Yayınları, İstanbul 1980, s. 50-53.) etkisiyle, kaynaklar Abbâsî halifesi Nâsır-lidînillâh
fütüvvetin köklerini daha çok müslüman Arap- (575-622/ 1179-1225) zamanına gelin-
lar tarafından fethedilen Doğu Roma ve Sâsânî ceye kadar, bu birliklere ne ölçüde “fü-
şehirlerinde olan antik birliklerde aranması
gerektiğini, ancak bu konuda elinde yeterli tüvvet birlikleri” diyebileceğimize dair
bilgi de olmadığını kaydederek, ilmi olmaktan yeterli bilgiyi vermemektedir. Bilinen, bu
çok hissi bir tavırla hareket eder. (Taeschner birliklerin kendilerine mahsus giyecek ve
1950:11-12). âdetleriyle İslâm tasavvufundan mülhem
32 İslâm’dan önce ve sonra Türklerde “alp” ahlâki kaideleri ve inançlarının olduğu-
unvanı için bk. Abdülkadir Donuk, “Eski
Türklerde Hükümdarın Vazifeleri ve Vasıfla- na dair kaynaklarda verilen çok dolaylı
rı”, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, sayı ve kıt bilgilerden yakalanan ipuçlarından
17, Nisan 1982, s. 44-85.; Muharrem Ergin, ibarettir. 35
Dede Korkut Kitabı I, TDK Yayınları, Ankara
1989, s. 28-29.
33 Bu birliklere dâir bk. Köprülü, Fuat, Osmanlı 34 F. Köprülü, Türk ve İran illerindeki bu içtimai
Devletinin Kuruluşu, TTK Yayınları, Ankara birlikler her ne kadar farklı isimlerle anılsalar
1988, s. 83-93; Köprülü, 1950:211-216; Zeki da gerçekte aynı tür birlikler olduklarını söy-
Velidi Togan, “Teşkilat ve Töre”, Umumi ler. (Köprülü 1988:90).
Türk Tarihine Giriş, Enderun Yayınları, İstan- 35 Bu kaynaklarla ilgili bibliyografya için bkz;
bul 1981, s. 112-115; Ögel, Bahaeddin, “Türk Taeschner 1950:3-13.; Köprülü 1984:12-24;
İçtimaî Düzeninin Türk Mitolojisindeki İzleri”, W. Barthold, İslâm Medeniyeti Tarihi, Diyanet
Türk Mitolojisi, cilt I, TTK Yayınları, Ankara İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1973, s.
1989, s. 269-274. 36-60.; Zeki V. Togan, Umumi Türk Tarihine
ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ - 183

