Page 42 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 42

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET







                             GALATA SARAYI’NDAN ENDERÛN’A



                             İzzet’te görülen kabiliyet ve üstün zekâ onu 3 sene içerisinde Ali Paşa Konağı’ndan Galata Sarayı’na yükseltmiş ve buradaki durumunu
                             da son derece özel kılmıştı. Ahmed Paşa’nın mektubu üzerine 1820’de, 19 yaşında bir delikanlı iken İlyas Ağa tarafından Enderûn’a alınan
                                                                                                    Mustafa  İzzet,  uzunca  bir  müddet  burada
                                                                                                    çalışma  imkânı  bulmuş,  özellikle  hânende
                                                                                                    olarak ve neyzenlikte kendini kanıtlamıştı.


                                                                                                    Feyzi  artsın  diye  Galatasaray’a  gönderilen
                                                                                                    Mustafa  İzzet’in,  Enderûn’a  kabulü  esnasında
                                                                                                    kendisinden,  maharetlerinden  birisi  olan  ney
                                                                                                    üflemesi istenir, ki bu aynı zamanda bir imtihan
                                                                                                    demektir. Sultan ve maiyetindeki musikişinâslar
                                                                                                    huzurunda, sultanın işaret ettiği saz ve makam
                                                                                                    ile  icrâ-yı  sanat  edilmiş  ve  Mustafa  İzzet
                                                                                                    acemaşîrân  makamında  bir  taksim  üflemiştir.
                                                                                                    Mecliste bulunanların bu taksimi duyunca "Bu
                                                                                                    kulunuzun  çaldığı  neyi  Kutbunnâyî  (Galata
                                                                                                    Mevlevihanesi  şeyhi  Osman  Dede)  değil  Çallı
                                                                                                    (Neyzen  Çallı  Derviş  Mehmed  Efendi)  bile
                                                                                                    çalamaz" diyerek kendisine hayran kaldıkları ve
                                                                                                    "Çavuş" rütbesi için teşvik ettikleri bilinmektedir.

                                                                                                    Sözü  geçen  icrâ  neticesinde  aldığı  taltiflerin
                                                                                                    yanında birçok ihsana da nâil olan İzzet’in elinde
        Gençlik yazısı, 1233.   bulundurduğu tüm kabiliyetler ile ilgili eğitimine sarayın geniş imkânlarını kullanarak devam edebildiğini görmekteyiz. Letâif-i Enderûn’dan
                             İzzet Efendi’nin 1820’den itibaren Saray’daki küme fasılları ve hünkâr binişlerine katıldığını, hatta Mevlâ’nın kendisine lutf ettiği "davûdî"
        Kubbealtı Kültür ve   sesi ve neyzenlikteki kabiliyeti sayesinde tek başına sesi ve neyi ile bu meclislerde yer aldığını da biliyoruz. Bu aynı zamanda 19 yaşında
         Sanat Vakfı Ekrem
          Hakkı Ayverdi      bir  delikanlı  olan  Mustafa  İzzet  Efendi’nin,  genç  yaşında  padişahın  meclislerinde  bulunacak  ve  bu  meclislere  yakışır  şekilde  kendini
       Hat Koleksiyonu - A/3.  gösterecek bir olgunluğa sahip olduğunu da göstermektedir.


                             Kazasker’in ne denli mâhir bir genç olduğunu, içerisinde bulunduğu musiki meclislerini spesifik şekilde tasvir ederek ortaya koymak, hem
                             Osmanlı saray musikisinin o dönemde ne denli zirve bir seviyede olduğunu hem de Kazasker’in kabiliyetinin derecesini ortaya koymak
                             bakımından son derece önemlidir. Osmanlı musikisinin belki de en üst seviyede icrâ ve ikâme edildiği saray fasıllarında sekizi hânende, ikisi
                             neyzen, üçü kemânî, dördü tanbûrî olmak üzere toplam on yedi müzisyenin tarihen kayıt altına alındığı görülmektedir. Kazasker’in yaşadığı
                             musiki çevresini ancak kendi döneminde huzurda fasıl icrâ eden isimler dairesinde anlayabilmek mümkündür. Sarayda o dönem huzurda
                             fasıl icrâ eden musikişinâslar şu şekildedir:







          40
   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47