Page 33 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 33

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET








                             Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve ailesi, II. Mahmud’un ilk dönem akıl hocası ve devletin âdet üzere derin adamı Alemdâr Mustafa Paşa,
                             Tepedelenli Ali Paşa, Şeyhülislam Mehmed Tâhir Efendi, Abdurrahman Sâmi Paşa dönemin vizyon seviyesindeki devlet adamlarından
                             akla ilk gelenlerdir.

                             Osmanlı modernleşmesinin, kendisinden sonra gelecek olan meyvelerinin en önemli tohumları bu dönemde atılmıştır. Avrupa’nın teknik
                             anlamda  örnek  alınması  gerekliliği  Sultan  II.  Mahmud’un  üzerinde  durduğu  temel  prensiptir,  diyebiliriz.  Ordu  başta  olmak  üzere  idarî
                             düzende  ve  kılık  kıyafette  yapmış  olduğu  yenilikler  ile  bu  hassasiyetini  gösteren  padişah,  geleneksel  ile  modern  arasındaki  sentezin
                             gücüne inanmıştır. 3 Mart 1829 tarihinde II. Mahmud’un aldığı radikal bir kararla devlet memurlarının giyim ve kuşamına dair yayınlanmış
                             kanun ise, bu yüzyılın kültürel dönüşümünün aslında en büyük habercisi sayılabilir. Bu kanunla birlikte sarık ve kavuk yerine fes zorunlu
                             bir başlık hâline gelmiştir. Bunun yanında Osmanlı tebaasının ilk defa seçim ile tanışması, düzenli posta teşkilâtının kurulması; hâriciye,
                             dâhiliye, mâliye ve maarif gibi konuların artık nezaret seviyesinde klasifikasyonlaştırılması gibi önemli bürokratik konularda da yenileşmeye
                             gidilmiştir. Padişahın saray teşrifatından uzak bir hayat yaşaması, hatta Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Rami Kışlası’nda 2 yıl askerî düzene
                             uyarak vakit geçirmesi, modernizm yanında dinî konular ve pratiklerde gösterdiği hassasiyet de dönemin anlaşılması adına oldukça önemli
                             verilerdir. Dolayısıyla Osmanlı sarayında teşrifat anlamında sadeleşmeye gidilmesi bu dönemin bir diğer önemli karakteristik özelliğidir. Zira
                             kendisinden sonra tahta oturacak olan I. Abdülmecid döneminde, bu dönemin sadelik konusunun acısı tam tersi anlamda çıkarılacak,
                             Mısır kültürünün getirdiği etkiyle dönem âdeta bir gösteriş ve şatafat dönemine sürüklenecektir.

                             Dirayetli bir saltanat dönemi geçirmiş ve tahtın muktedir bir koruyucusu olmuş II. Mahmud’un, hastalanıp vefat etmesi ve yerine oğlu I.
                             Abdülmecid’in tahta oturması, Mustafa İzzet’in hayat hikâyesini de ortadan ikiye bölen, devlet vazifelerindeki gücü ve derinliğini artıran bir
                             dönem olmuştur. Tanzimat ve Islahat fermanları ve zaman zaman otoritesini bile göz ardı ederek yaptığı yeniliklerde Sultan Abdülmecid’in
                             de, babası ve kendinden önceki padişahlar gibi gözettiği tek husus, şeriata uygunluktur. Bu bir görüntü müydü, yoksa içten gelen bir
                             istek miydi, bunu analiz etmek profesyonel tarihçilerin işi. Lakin şurası muhakkak ki, bu dönemi de bir gelenek-modern sentezi içerisinde
                             değerlendirmek gerekir. Kendinden önceki padişahların uyguladığı birtakım kural ve ritüellere getirdiği yenilikler, babası tarafından kurulan
                             nezaretlerin sayılarını artırması, mülkî idaredeki yenilikler, eğitim sahasındaki önemli atılımlar, Şirket-i Hayriyye’nin kuruluşu ve daha birçok
                             ıslahat  ile  Abdülmecid  dönemi,  II.  Mahmud  döneminin  hızlı  bir  uzantısı  sayılabilir.  Kültürel  dönüşüm  yanında  günümüze  iz  bırakması
                             açısından şehrin kimliği ile alâkalı önemli pek çok değişim yapmış Abdülmecid’in bu konudaki başlıca icrâatları Hırka-i Şerîf Camii’nin
                             inşası  ve  konumuz  gereğince  en  önemlisi  Ayasofya’nın  tamiridir.  Mustafa  İzzet’in  bu  dönüşümlerde  bir  devlet  adamı  olarak  aktif  rol
                             oynaması yanında mimarî faaliyetlerde de bir hattat olarak yer alması önemlidir. Kazasker’in içinde bulunduğu bu dönem Hassa mimarlık
                             sisteminin  kaldırılarak  mimarî  bilincin  bir  ticarî  rekabete  dönüştürülmesi  reformunun  gerçekleştiği  yıllardır.  Mustafa  İzzet  bu  mânâda
                             Osmanlı modernleşmesine geleneksel izler bırakabilmiş en önemli şahsiyetlerin başında gelmektedir.


                             Babası gibi tüberkülozdan vefat etmiş olan Sultan Abdülmecid’den sonra tahta çıkan, sırasıyla Abdülaziz, V. Murad ve II. Abdülhamid
                             ve her birinin idari ve sosyal anlamda yapmış olduğu yenilikler, konumuz olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin hayatında da ileride
                             bahsedeceğimiz derin izler açmıştır. Bunlardan özellikle Sultan Abdülaziz’in vefatıyla ilgili vuku bulan hâdiselerin Kazasker’i doğrudan
                             etkilediği ve ömrünün son günlerinde dahi, hayatı boyunca uzak durmak istediği devlet bürokrasisinin yakasını bırakmadığı anlaşılmaktadır.
                             31 Ağustos 1876’da tahta çıkan II. Abdülhamid’e ilk biat eden devlet adamı olarak kayda geçmiş Kazasker, yaşamının son üç ayında da
                             Abdülhamid dönemine tanıklık etmiştir.








                                                                                                                                                      31
   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38