Page 28 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 28
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
rap literatüründeki ismi ile "tabakât", sonraki dönemde "terceme-i hâl", modern dilde ise bir biyografi yazmak; yazı türü içinde en
A zorlanılan alanlardan biri olmuştur. Hem duygu, hem bilgi, hem de çıkarım sağlayacak lakin bir o kadar da kaynaklara atıf oluşturacak
bir metin kaleme almak nasıl kolay olabilir ki? Bütün bunları yazılmış, konuşulmuş bilgilerden toplamak başta basit gibi görünse de Kazasker
Mustafa İzzet gibi birinin biyografisini yazmanın ne demek olduğunu yılların verdiği bir kuluçka dönemi ile tarif etmek gerekiyor. Sanat tarihi,
siyasal tarih, tarihsel sosyoloji, tasavvuf, aile kültürü gibi pek çok disiplinler arası akışkanlık ile tarif edilebilecek bu tecrübe gösteriyor ki
biyografik bilgiyi bu kazanın içinde harmanlamak bir hayat hikâyesi yazmanın ötesinde.
Tarihî olayları olup bitmiş bağımsız olgular olarak görmemek, bilakis olayları zaman ve mekân içerisinde anlamlandırmak gerektiğinden, Mustafa
İzzet’in hayatını da bu klasikleşmiş olsa da sonuca daha hızlı götürecek yöntemle analiz etmek (hermönetik) önemlidir. Zira Osmanlı’nın
modernleşme sürecinin en önemli kırılmalarına "şâhit" olmuş bu hayat hikâyesi, bir sanatçının ya da bir münevverin düşünce dünyasından
öte bu zamanın ruhunun zübdesi olarak görülmelidir. Bu şekilde gerçekleştirilen bir okuma ve analiz sonucunda bir dönemin değişkenlerinin
veyahut ray değişikliklerinin nereden gelip nereye gittiğine dair bütüncül bir tablo ortaya çıkartılabilir.
Bununla birlikte bu nazar-ı dikkat ile bakıldığında, araştırma esnasında bir başka önemli sorunla daha karşılaşıldığını belirtmek gerekiyor. O da
bu döneme ve Kazasker’e dair tarihsel diyalektiğin kurulmaması. Siyasal ve sosyal tarih alanlarındaki analizlerde daha sağlıklı ulaşabildiğimiz
bu özellik, konu sanat tarihimiz ile ilgili gerçekleştirilen araştırmalara gelince son derece sığ bir seviyededir. Genel analizler yahut özel olarak
bu konuda kaleme alınmış biyografik eserlerdeki dönemsellik sorunu artık alışılmış bir atalet seviyesinde. Bu izdüşümü, Kazasker’in hayatına
odaklandığımızda daha da belirginleşiyor. II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid ile ilgili siyasal ya da kültürel metinlerin/yayınlanan çalışmaların hiçbir
zâviyesinde "bu Ayasofya hattatına" bir dipnot veyahut kaynakçada bir yer verilmemesi, akademik araştırma alanında nerede olduğumuzun yeni
bir tecrübesi. Konuya karşılıklı bir ilişki olarak yaklaştığımızda aynı şekilde kaleme alınmış Kazasker biyografilerinde de bu sorunu görüyoruz.
Konu hakkındaki araştırmaların genel tarih yazımlarındaki eksikliklerin bir sonucu olarak, sadece kişiselleştirilmiş bilgilerden öteye gidememiş
olduğu, hatta çevresel bilgilerin kronolojik bir mantıkla birbirine bir tarihçi bilinciyle oturtulamadığı da görülüyor.
Yukarıdaki analizimizi biraz daha kişiselleştirirsek, Sultan II. Mahmud ile ilgili yazılmış akademik ve prestij çalışmaların, makalelerin, hatta
dönemin kültürel durumu ile ilgili kaleme alınmış geniş bir tablo çizmeye niyet etmiş geniş spektrumlu analizlerin Kazasker’e bir satır yer
vermemesi ilginçtir. Buna karşılık olarak yazılmış Kazasker Mustafa İzzet biyografilerinin içerisinde de dönemin tarihî kişiliklerinden ilişkisel
bazda bahsedilmeden, olaylardan ve insanlardan herhangi bir tarihsel analiz uygulanmadan sadece kayda alma hassasiyeti gösterilmesi
elbette gerekli ama akademik gelişmeden uzaktır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki genel olarak sanat tarihimizde, bir iki istisna haricinde,
sadece Kazasker Mustafa İzzet için değil pek çok sanatçı ve kültür hazinemiz için durum farklı değildir.
Bütün bunlarla birlikte Kazasker Mustafa İzzet hakkında birbirinden eşsiz evraklarla desteklenmiş çok önemli çalışmalar yapılmış, makale
ve yazılar kaleme alınmıştır. Kaynakçada ve yer yer metin içerisinde resmî dil ve ilim etiği dolayısıyla zikretsek bile bu çalışmaların bizlere
ana kaynak olduğunu ve yolumuzu aydınlattığını bir kez daha bu satırlarda belirtmeden geçmek haksızlık olur. Devlet vazifeleri, resmî evrak
üzerinden yürüyen bürokratik hayatı ve tarihsel sürecin Osmanlı tarihi ölçeğinde günümüze gelen son halkasına yakın olması Mustafa İzzet’in
hayat serüveninin izini sürebilmek açısından büyük bir şanstır.
Mustafa İzzet Efendi hakkında kaleme alınmış metinleri burada zikretmek iki sebeple önemlidir: Birincisi kendisinden sonra hayat hikâyesindeki
yeni bilgi ve belgelerin nasıl zenginleştiğinin bir haritasını çıkartmak, ikincisi ise telifâtın birbirleri ile olan etkileşimini tespit etmek.
26

