Page 29 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 29

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET








                             Mustafa İzzet ile ilgili ilk metnin Tayyarzâde Ahmed Atâ’ya ait Târih-i Atâ’da kaleme alındığı tespit edilebilmiştir. Bu metin yazar tarafından
                             İzzet’in kendi lisânından anlatılması açısından son derece önemlidir. Mustafa İzzet Efendi ile aynı yıl (1801) dünyaya gelmiş olan, Atâullah
                             Ahmed  adıyla  da  bilinen  Tayyarzâde  Atâ  Efendi,  Enderûn-ı  Hümâyun’da  baş-lâlâ  olan  Mehmed  Tayyar  Efendi’nin  oğludur.  Babasının
                             görevi vesilesiyle Enderûn’da yetişmiş olan Atâ Bey, Sultan II. Mahmud’un iradesiyle sarayda kalmış ve 9 yıl burada görev yapmıştır. Bu
                             süre zarfında yaptığı devlet hizmetleri ve şairliğinden ziyade, kaleme almış olduğu Târih-i Atâ ve Enderûn Tarihi adlarıyla bilinen beş ciltlik
                             eseriyle tanınır. Yararlandığı ender kaynakların yanında Enderûn’da bizzat şahit olduğu, bilhassa II. Mahmud ve I. Abdülmecid döneminde
                             vuku bulan hâdiseleri kaleme alması bakımından eşsiz bir kaynak teşkil eden bu çalışma, Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile ilgili de son
                             derece önemli anekdotları sağlam ve birebir bir kaynak olarak barındırmaktadır. Daha önemlisi Tayyarzâde Atâ Bey, eserinin mukaddime
                             kısmında, bu eseri yazarken yararlandığı kişiler arasında Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin adını özellikle zikretmiş ve kendisinden "...
                             hutût-ı mütenevviada Şeyh-i Sânî ve İmâd-ı İrânî ve müsâbık-ı Pisagoros ve Farâbî, ilim ve kemâlde bî-medânî, reisülulemâ, nakîbüleşrâf,
                             kilârî..." sözleriyle bahsetmiştir.

                             Atâ Tarihi yanında Mustafa İzzet Efendi ile ilgili temel kaynak teşkil eden bir başka eser ise, yine kendisiyle dönemdaş olan ve 1812’de
                             Enderûn’a girerek 19 yıl burada hizmet eden Çuhadâr Hızır İlyas Ağa’dır. Hızır İlyas Ağa’nın Vekâyi-i Letâif-i Enderûniyye adını verdiği eseri
                             ise, kendisinin sarayda bulunduğu 19 yıl süresince şahit olduğu vakıaları kaydetmesi açısından son derece ehemmiyeti haizdir. Enderûn
                             içerisinde cereyan eden ve pek bilinmeyen olaylarla birlikte doğum, ölüm, yangın, merasim gibi önemli olayları da not eden İlyas Ağa’nın
                             bu eserinde Mustafa İzzet Efendi ile ilgili de son derece mühim notlar bulunmaktadır.

                             Sözünü ettiğimiz iki temel ve Mustafa İzzet Efendi’yle ilgili müşahhas kaynak teşkil eden eser yanında Vakânüvis Ahmed Lütfi Efendi’nin
                             Târih-i Lutfî’si, Mehmed Süreyyâ’nın Sicil-i Osmanî’si, Abdurrahman Şeref’in Târih Musâhabeleri adlı eseri, Takvim-i Vekâyi nüshaları ile
                             çeşitli arşiv belgeleri ve envanterler de dönem genelinde Kazasker ile ilgili önemli bilgileri barındırmaktadır.


                             Sonraki  yıllarda  cumhuriyet  ile  birlikte  tabii  olarak  uzun  bir  dönem  kimsenin  dikkatini  çekmemiş  Mustafa  İzzet  Efendi  hakkındaki  ilk
                             çalışma şaşırmayacağınız üzere İbnülemin Mahmud Kemâl İnal tarafından kaleme alınmıştır. Hoş Sadâ, Son Hattatlar ve Son Asır Türk
                             Şâirleri’nde yayınladığı biyografiler temel olarak Tayyarzâde’nin bir derlemesi seviyesindedir fakat günümüze intikâli için çok önemlidir.
                             Ancak  İbnülemin’in  üç  eserinde  de  yer  verdiği  Kazasker  biyografileri  dikkatle  incelendiğinde,  biyografi  yazımında  önemli  bir  nüans
                             olarak, terkip edilen mesele ile ilgili hususların ön plana çıkarılmış olduğu göze çarpar. Örneğin; Hoş Sadâ kitabında Kazasker’in musiki
                             konusundaki özelliklerinden daha ayrıntılı olarak bahsederken Son Hattatlar’da bu bahis doğal olarak hat sanatındaki müktesebatına
                             dönüşür. Hatta biyografilere koyulan başlıklarda dahi, Kazasker’in o meslekte ve sanatta nasıl anıldığı ön plana çıkmıştır. Kaldı ki, bu özellik
                             zaten İbnülemin’in eserlerinde genel olarak görülen bir husustur.


                             60’lı yıllara gelindiğinde Kazasker ile ilgili ilginç bir muharririn ortaya çıktığı görülür. Bu kişi, hayatı hakkında son derece mahdut bilgiler
                             bulunan  Hüseyin  Sıdkı  Köker’dir.  Selamet  dergisinin  6,7,8,10  ve  12.  sayılarında  Kazasker  ile  ilgili  geniş  bir  yazı  dizisi  kaleme  almış
                             Hüseyin Sıdkı Bey, 8. sayıdaki yazısında bildirdiği üzere, Mustafa İzzet Efendi’nin de anne tarafından dedesi olan İsmail Rûmî Hazretlerinin
                             oğullarından Şeyh Ahmed Çelebi’nin torunlarındandır. Kendisinin de bu vesileyle Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile uzaktan akrabalığı
                             bulunmaktadır. Bu sebeple sözünü ettiğimiz yazı dizisi, Sıdkı Bey’in Kazasker ile ilgili kendinden önce kaleme alınmış eserleri derlemekle
                             birlikte özgün kaynaklardan bilgi edinmesi ve saha araştırması niteliği taşıması açısından büyük değer arz etmektedir.








                                                                                                                                                      27
   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34