Page 26 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 26
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
2008’de başlayan bu "Kazasker merakı" 2009 yılında bir fırsata dönüşmüştü. Yine uzun yıllar Kazasker gibi çok yönlü bir sanat meraklısı
olan Süleyman Cem Aytepe dostum Kazasker hakkında bir belgesel yapılması gerektiği derdiyle kapıları aşındırıyor ve dert sahibi bir
kültür adamı arıyordu. Proje ile birlikte Kazasker’in müzikal birikimi icrâ edilmeli/arşivlenmeli, diğer yandan hakkında bir sempozyum
düzenlenmeli, yeni tarihî belgeler ve bilgiler ışığında dönemi hakkında eşzamanlı analizler yapılmalıydı. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti
seçilen İstanbul bu proje için harika bir fırsattı. 2009 yılında kurulan ajans ile projeler kabul edilmeye başlandı. Süleyman Cem hemen
kolları sıvadı ve görüşmelere başladı. Dosyanın hazırlanması ve projenin yönetimi için bendenize yaptığı teklifi ilk dakikada kabul ettim ve
çalışmaya koyulduk. 83 sayfalık proje başvurusu kabul edilmedi. O günden sonra bu fikirler manzumesi çok yerde dillendirildi ve konuyu
keşfeden diğer kültür adamlarının da girişimi sonuçsuz kaldı. Fakat bugüne gelindiğinde bazı konularda "iyi ki" diyorum zira bunca yıllık
bilgi birikimi bir gıda fermantasyonu gibi lezzetlendi, gelişti ve büyüdü. Elinizde tuttuğunuz çalışmanın kısa bir tarihçesi olan bu hikâye de
kendi kapakları içerisinde zikredilmiş oldu. Hayırlara vesile...
O zamanlar çok yönlü bir sanat projesi olarak yola çıkmış, bugün bir prestij yayında duraklamış bu uzun soluklu çalışmada 2009 yılından
beri birçok yoldaş ve destekçi oldu. Dostum Elif Esen daha o yıllarda projenin yazımı ve belgesel senaryosu için yoğun bir çaba harcadı.
Sonraki yıllarda ise projenin gerçekleşmesi için pek çok büyüğümüz bilim insanı çaba sarf etti. Mahmud Erol Kılıç, Yalçın Çetinkaya
ağabeylerime buradan yıllar süren destekleri için teşekkürü bir borç biliyorum. Kitabın son dönemde vücuda gelmesinde büyük emeği
olan bölüm danışmanlarına, arşiv sahiplerine, Aslan Demir ağabeyim başta olmak kıymetli Kuveyt Türk Katılım Bankası yöneticilerine de
teşekkürlerimi sunuyorum.
Son olarak Ayasofya’ya İslam mührünü kazımış fetih şehitlerimizi bu vesile ile minnetle yâd ediyorum...
Ne mutlu ki bu metni kaleme aldıktan sonra Ayasofya'mız fetih şehitlerinin mirasına, yani aslına rücû etti ve İslambol fetih mabedine
kavuştu. Bu çalışma da tarihe bir not düşmek adına, kutlu hâdiseye baskıdan önce şahitlik edebildi. Elhamdülillâh...
Rûhları şâd olsun...
Murat Özer
İstanbul, 2020
24

