Page 255 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 255
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
"Efendilerimizin şarkıları da şarkiyyâtın padişahıdır. Ancak tahsîn u te’sirinden başka bir şey denilebilir mi?"
II. Mahmud’un, İsmail Dede Efendi gibi birinin bulunduğunu ya da en azından berhayat olduğunu bildiğimiz bir ortamda, Kazasker’e
kendi şarkıları ile ilgili yorum sorması, ancak ikinci kuşak olarak içinde bulunduğu cemiyete göre daha genç bir eski Enderûn müntesibinin
gözünden bestelerinin uyandırdığı hisse olan merakı ile açıklanabilir. İkincisi ise, bu konuda Kazasker’e onca musiki üstâdının arasında
bunun sorulması, ehliyetine dair ciddi bir veriyi bizlere göstermektedir.
Bu tarihten sonra padişahın, boş kaldığı zamanlarda mutlaka fasıllarda görmek istediği Kazasker vakit buldukça bu ödevini ihmal
etmemiştir. O sıralarda sık sık yakın dostu Necib Paşa’nın konağında vakit geçirdiği bilindiğinden saraydan vazifelendirilen bir görevliyle
akşamki fasıl heyetine davet edilir. Fakat o esnada Kazasker, bu konakta değil Dilaver Ağa’nın konağındadır. Buraya geliş sebebi ise, son
derece enteresandır. Kazasker, Dilâver Ağa’ya Sadiyye Tarikatı’ndan verilecek meşihat hilafetnâmesini nesih hatla kaleme almak üzere
oraya davet edilmiştir, yani meşakkatli ve zamana ihtiyacı olan bir meşguliyeti vardır. Bunu bilen Necib Paşa, oğlu Ahmed Şükrü Bey’i
alelacele Dilâver Ağa’nın konağına yollar, yanına da ihtiyaten saraya uygun bir elbise ile bir de nây-ı şerîf gönderir. Böylece bütün bu
tertibat ile Kazasker, saraya akşam yetişebilmiş, padişahın huzurunda eşsiz bir fasıla katılmış ve pek tabii yüksek bir atiyeye nâil olmuştur.
Artık kendisinden sadece Efendi olarak bahsedilen Kazasker’in, hayatındaki tüm vasıflarında olduğu gibi musikide de bir otorite olduğu
anlaşılmaktadır. Her sanat erbabı gibi onun da yaşının kemâle erdiği yıllarda hânende ve sâzendeliğinin enerjisini kaybetmesi tabiatına
uygun bir durumdur. Fakat dönemin musiki meclislerinde aranan bir isim olmayı sürdürmüş ve her daim bunlara icabet etmeye gayret
etmiştir. Bu dönemdeki devam ettiği musiki meclislerinden en önemlisi, yakın hukuku bulunan Ali Paşa’nın meclisidir. Bestelerin tiz
bölümlerinde seslerinin hünerlerini birbirleriyle yarıştırmaya kalkan hânendelerin aşka geldiği dakikalarda Ali Paşa’nın hemen müdahale
ederek "Beyfendiler, Efendi Hazretlerini dinleyeceğiz." diye ikazda bulunması bu dönemin lezzetli hatıralarından bir diğeridir.
Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin, otorite sahibi olduğu bu yıllara dair bir diğer önemli musiki malumatı da, Beşiktaşlı Nuri Efendi’den
intikal eden ve İbnülemin’in kaleme aldığı şu satırlarda yer almaktadır: Zikredildiğine göre Mustafa İzzet’in dönemdaşı olan ve kendisine
büyük hürmet gösteren Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi’nin en önemli talebesi olarak kabul gören Dellâlzâde İsmail Efendi, bestelediği
yeni bir eseri, aksi bir durum yoksa Mustafa İzzet’e mutlaka okur ve onun fikrini alırdı. Bu usulün varlığını ise, İbnülemin’in naklettiği şu
bilgiden anlayabiliyoruz: Dellâlzâde, yeni bestelediği bir eseri musiki erbabına ilan ettiğinde birisinin "Efendi burası şöyle olsa daha iyi olmaz
mı?" gibi yapıcı tenkitlerine şu şekilde cevap verirmiş, "Yok, ben bu besteyi Efendi’ye okudum, beğendi. Artık o değiştirilmez." Bu, Mustafa
İzzet’in musiki sahasında bir "hâce-i zamân" olduğunun en büyük sened-i ispatıdır.
253

