Page 250 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 250
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
anat sahasına gelindiğinde duyusal sanatların görsel sanatlarla büyük bir ilişki içerisinde olduğu ve hatta birbirinden yüksek oranda
S beslendiği muhakkak. Bu genel geçer analizi Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin hayatına uyarladığımızda, sonuçların ortalamanın
çok üzerinde çıktığı görülecektir. Daha somut bir ifadeyle Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yazı sanatındaki şöhreti hat camiası içerisinde
oldukça ciddi bir yer teşkil ederken diğer yandan hattatlar içerisinde de musiki zevki açısından Mustafa İzzet, listenin başına çıkmaktadır.
Nedendir bilinmez, bütün kariyerini okuduğu bir naata borçlu olan Mustafa İzzet’in musiki bahsindeki müktesebatı yeterince konuşulmamış
ve yazılmamıştır. Bunu müzik sahasındaki araştırmalarımızın bir geç kalmışlık ve sığlığına bağlayacak olsak da kendi dönemi içerisindeki
musikişinâslara bakıldığında üzerinde çalışılma oranının ortalamanın da altında bir yerde olduğunu söylemek gerekiyor. Bir genel ifade olarak
söylenebilir ki, Osmanlı musikisi bestekârlarının hem müzikolojik hem de sosyolojik alanda Batı müziğine göre yeterince incelenmediği, bu
eksikliğin en önemli sebeplerinden bir tanesinin de müzikteki yazılı kaynak yoksunluğu olduğu unutulmamalıdır. Mustafa İzzet’in nağme
dünyasındaki izi de tıpkı yukarıda anlatıldığı gibi yeterince kayıt altına alınabilmiş değildir. Evvela onun sanat sahasında ilk meşgul olduğu
alanın musiki olduğu düşünüldüğünde bu konudaki özelliklerinin yeterince araştırılmamış olduğu tespiti yapılabilir. Zira görsel bir sanat
olan hüsn-i hat ile ilgili icrâ-yı sanatı her ne kadar daha fazla bahse konu olsa da musiki bahsindeki ürünleri ve müktesebatı aslen birinci
sırada tutulmalıydı, desek abartmış olmayız. Fakat ne acıdır ki müzikoloji sahasında Mustafa İzzet özelinde hiçbir sosyolojik, müzikolojik ve
hatta armonik bir analiz bugüne kadar yapılamamıştır. Pek çok bestekârımız gibi eserlerine bir tarihlendirme, melodi dünyasının gelişimi ve
seyrine dair analitik bir inceleme yoktur. Mustafa İzzet’in musiki sahasındaki bize intikal etmiş kısmî bilgileri, vaktiyle yazılmış olan dağınık
malumattan ibarettir. Bununla birlikte notaya alınabilmiş ve bu sayede günümüze gelebilmiş eserlerinin de inceleme ve edisyonu ile ilgili
bir çalışma yapılmamıştır. Bu, nitelikli bir müzikolojik alan olduğu için bu çalışmanın sahiplerinin, konunun uzmanları olması kaçınılmaz bir
durumdur. Enderûn’da Osmanlı musiki zevkinin uzun yıllar ince ince işlediği bir pırlanta misali Kazasker Mustafa İzzet’in çok yönlü sanat
kişiliği üzerindeki bu iz düşümü, Osmanlı musiki geleneğinin önemli bir kilometre taşı olarak önü ve arkasıyla ve çağdaşlarıyla dikkatli bir
biçimde incelenmelidir. Dönemin musiki zevkindeki genel geçer kaideler, değişimler ve yenilikler konusunda Kazasker Mustafa İzzet’in
günümüze ulaşabilmiş sayılı bestesi üzerinden uzun müzikolojik analizler yapılmalıdır.
Bir Osmanlı musiki icrâcısı olarak Mustafa İzzet’in musiki bahsindeki en önemli tarihî vazifesi, onun günümüze ulaşabilmiş anekdotlardan
anlayabildiğimiz kadarıyla, dönemin önemli kaynak kişilerinden birisi olduğudur. Kaleme aldığı güfte mecmuası, hakkında zikredilen
hürmetkâr malumatlar yoğun bir bürokrasi hayatı içerisinde bulunmuş olan Mustafa İzzet’in bu dönemin müzik kültürü içerisinde ne denli
önemli bir model olduğunun işaretlerini bugüne aktarmaktadır.
248

