Page 240 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ
P. 240

vâkıfın teâkub ve tenâsül iden evlâdi
                     zükûrundan olacak sonra inkirâza
                     kadar evlâd-ı inâsından olacak ve
                     türbeye muttasıl bir mescid yapılacak
                     ve şeyh bu mescidîn beş vakit namazını
                     kıldıracak ve namazlar akibinde vâkıfa
                     duâ ve cuma ve isneyn geceleri mescidte
                     zikrullah edecek ve sabah namazından
                     sonra sûre-i Yâ-sîn'i ve Şeyh Hamid-i
                     Velî’nin evrâdını okuyacaktır. Vâkıf-ı
                     mûmâ-ileyh, mezkûr şeyhin salîh ve
                     mütteki ve müteverri‘ ve uzlet ve kanaat
                     ve ahlâk-ı hamîde sahibi ve meşayih ve
                     suleha libâsını lâbis ve zâviyede câlis
                     bulunmasını ve kendisine galle-i vakıftan
                     yevmî bir dirhem verilmesini ve bu
                     şeyhin vefâtı veya gayrimeşrû harekâtı
                     vukûunda meşihatin ale'l-merâtib
                     evlâdın aslahına verilmesini şart kıldı
                     ve nazırın da vâkıfın evlâdından ve sai’
                     bi’l-fesâd olmayıp sulehâdan olmasını
                     ve vâkıfın şartlarını ifâya çalışmasını
                     ve kendisine galle-i vakıftan yevmi bir
                     dirhem verilmesini ve bu nâzır fesada
                     sayettiğinde cihet-i nezâret ref’ edilip
                     evlâddan diğerine verilmesini şart kıldı
                     ve mütevellînin evlâddan re’y-i  savab ve
                     akl-ı kâmil ve fikr-i tam kimse olmasını
                     ve zâviyenin ve merkâdin ve mescidin
                     umranına ve karyelerdeki evkâfın ikmâl
                     ve tekâmülüne ve mahsulatın zabtına                                                  Koza Han,
                     çalışmasını ve mürtezikanın hakkını                                                  Bursa
                     vermesini ve vakfa menfaat verecek          âhirette anları şeref sahibi kılmasını ve
                     işleri yapmasını ve asla evkâfa hiyanette   cümlesinin bu şurût üzre ikmâl-i hayât
                     bulunmamasını ve mesariften artanı ale'l-   ve hatm-i enfas etmesini şart kıldı.
                     kadri'l-imkân müsafirlere sarf etmesini     Mûmâ-ileyh vâkıf mevkûfatını zikr
                     ve zulmetmemesini ve mezkûr şartlara        olunan tertip ve üslup üzre vakf-ı sahîhi
                     hiyanette bulunmamasını ve her hak          şer’î ve habs-i muhalled-i mer'î ile vakf
                     sahibine hakkını vermesini ve kendisine     ve habsetti. Bey’ hibe olunamayacak
                     galle-i vakıftan şeyhe verilenin mislinin   ve rehin verilmeyecek ve valilerden ve
                     verilmesini ve cümlesinin savab olan        varislerden vesâir kimselerden bu vakfı
                     işlerle meşğûl ve âhireti tamir ve ecdâdına   tebdile hiç bir kimsenin salahiyeti yoktur.
                     duâ ve gece ve gündüz Cenâb-ı Hakk’a        Her kim tebdîline sa’yeder ise günahı ana
                     hamdetmesini ve cümlesi meşayih ve          ait ve her kim ikmâline çalışır ise vâkıfın
                     ebrardan olup kadîr ve menziletlerini       sevâbının misline nâil olacak. Nitekim
                     Cenâb-ı Hak yükselterek dünya da ve         hayra sa‘y ve muavenet iden kimse hayrı





                                                                                                 AHİ EVRAN VAKFI VE ZAVİYESİ   -   239
   235   236   237   238   239   240   241   242   243   244   245