Page 83 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 83
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
eder imiş. Türbenin civarında kasaplık yapan bir Tatar esnaf da onun bu hâlini seyreder dururmuş. Günlerden bir gün Ömer Vasfî Efendi
de aynı yazıları incelemek üzere buraya gelince bu Tatar kasabın yanına giderek, "Efendi, sen yazıdan ne anlarsın? Koca Kazasker Hacı
Mustafa İzzet Efendi aylarca buraya gelir, yazılara bakar bakar da ‘İnsanoğlunun işi değildir!’ diyerek gözleri dolu dolu buradan giderdi."
dediği Vasfî Efendi’nin talebesi Rıfat Efendi’den günümüze rivayet edilmiştir. Buradan şunu da anlıyoruz ki, Mustafa İzzet gündelik bir
meşguliyet olarak yazıdan hiç uzak durmamıştır.
Mustafa Râkım’ın hat sanatında geçilmesi mümkün olmayan bir mertebede bulunduğunu her fırsatta dile getiren Mustafa İzzet’in, Fatih
Camii haziresinin çevresinde bulunan Râkım yazılarını da sık sık ziyaret ettiği biliniyor. Bu yazıları uzun uzun seyrettikten sonra ise,
"Tahdis-i nîmet olmak üzere söylerim ki, Şeyh (Hamdullah) gibi yazı yazdım, Hâfız Osman gibi yazı yazdım. Lâkin Râkım’ın bir harfine
bile yanaşamadım." dediği Sâmî Efendi’den rivayetle meşhur olmuştur. Kazasker Mustafa İzzet gibi, ekol derecesinde bir sanatkârın
hayatındaki bu serzeniş Türk sanat tarihi için en büyük ilham kaynaklarından biridir. Çünkü daha önce de zikrettiğimiz üzere kendisinin
bir yanlış yol olarak pişmanlıkla bahsettiği bu sanat tavrı Kazasker’in yazı üslûbunu kendisinden öncekilerden çok farklı, sonrakilere
ise ilham kaynağı olmuş bir kader hâline getirmiştir. Genel olarak bakıldığında ise, kendisinin böyle bir ikilem yaşamış olması, Türk hat
sanatı tarihimizin idrakleri zorlayan ne denli büyük cevherlerle dolu olduğunun en büyük kanıtıdır. Mustafa İzzet Efendi, hayatındaki ilginç
tesadüfler neticesinde defalarca keskin yol ayrımlarına girmiş ve meşrebi dolayısıyla kendisinin memnuniyeti tartışılacak olsa da Türk sanat
ve musiki tarihimiz açısından bu keskin dönemeçler hep hayırlı yollara çıkmıştır. Hat sanatında evvelen belki bu husustaki toyluğunun,
ardından da Sultan Abdülmecid’in tesiriyle hayranlık duyduğu Râkım ekolünü yeterince talim edememiş ve benimsediği Celâleddin tarzının
da etkisiyle Râkım’da arzu ettiği seviyeye gelememiş olmanın hüznü içerisinde olduğu hatıralarından da hissedilmektedir. Ancak Türk hat
sanatı tarihi için, Kazasker’in her iki yolu da tanımış olması ve birbirine tamamen zıt olan Celâleddin ve Râkım ekollerini kendi potasında
eriterek vücuda getirmiş olduğu eserleri, değil Türk hat sanatı, dünya sanat tarihine damgasını vurmuştur.
Öte taraftan Kazasker’in nev’-i şahsına münhasır yazı üslûbunun, dönemin sanat zevkine en hitap etmiş yazı üslûbu olduğu gerçeği de
karşımızda duruyor. Saraydaki yazı muallimliği, Ayasofya Camii’ndeki eşsiz yazıları gibi alâmetlerin yanında onun üslûbunu devam ettiren
talebelerine gösterilen revaç da ayrıca üzerinde önemle durulması gereken bir hususiyettir. Bu itibara en açık örneklerden biri ise, Mustafa
İzzet’in talebelerinden Abdullah Zuhdî’nin, Sultan Abdülmecid tarafından seçeneklerden birisi olarak "tercih" edilip Medine-i Münevvere’de
Ravza’nın yazıları için görevlendirilmiş olmasıdır. Bu görevlendirme sadece yazıların bu sanat seviyesi ile yazılması değil aynı zamanda
Kazasker’in tavrının Medine ve Mısır’da kabul görüp taklit edilmeye başlanması açısından da önemlidir.
Hakkında resmî bir evrak bulunmasa da, İbnülemin ve Bursalı Mehmed Tâhir, Kazasker’i tanımlarken "reisü’l-hattâtîn" unvanı ile anmışlardır.
Her ne kadar reislik makamının bu dönemde başlamış olduğuna dair elimizde bir veri bulunmasa da döneminde böyle bir mertebe
ihdas olmuş olsaydı, şüphesiz bunun sahibi Kazasker olurdu. Devlet bürokrasisindeki yüksek mertebeleri ve icrâ-yı sanat konusundaki
üretkenliği yanında kendisinden sonra her biri birer üstâd derecesinde olacak talebeler yetiştirmiş olması da, Kazasker Mustafa İzzet ile
ilgili hususiyetle dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli özelliktir. Son yüzyılda hat sanatına damga vurmuş pek çok isim, Kazasker’in
rahle-i tedrisinden geçmiş ve onun ekolünü devam ettirmiştir. Sırasıyla Çömez Mustafa Vâsıf Efendi’den ve Yesârizâde Mustafa İzzet’ten
hat meşk etmiş Kazasker Mustafa İzzet’in yazı ekolü, kendi yetiştirdiği ve icazet verdiği şu talebeleri üzerinden devam etmiştir:
81

