Page 60 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 60

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET








                             Gerçekleştirdiği gizli tahkikatta son derece mücessem deliller toplamaya başlamış olan Abdülhamid, sonunda olaydan yaklaşık 5 yıl sonra,
                             resmî tahkikat için emri verir. Yukarıdaki sorgu belgesinin ise, bu tarihlerde kaleme alınmış olması imkânsıza yakındır. Zira Kazasker’in
                             de vefatının üzerinden yaklaşık 4 buçuk yıl gibi uzun bir zaman geçmiştir. Dolayısıyla bunun, tahkikat sonrasında kurulacak olan Yıldız
                             Mahkemelerinin resmî süreciyle ilgili olması da imkânsızdır.

                             Osmanlı hukuk tarihinin belki de en ilginç yargılamalarından birisi olacak olan Yıldız Mahkemeleri, 27-29 Haziran 1881 tarihleri arasında
                             gerçekleştirilmiş, adını Yıldız bahçesine kurulan ve davetiyeyle açık katılım sağlanmış olan "çadır"dan almıştır. Mahkemenin ikinci günü,
                             Kazasker mühürlü ve Hüseyin Hüsnü Paşa tarafından kaleme alınmış ilamın resmî olarak okunmasıyla başlamış ve bu ilamın gerçekliği
                             üzerine yargılama yürütülmüştür. Hüsnü Paşa, tabiplerin verdiği aksi raporlara rağmen bu ilamı nasıl kaleme aldığı ve olaya bizzat şahit
                             olup  olmadığı  konusunda  son  derece  çetin  bir  sorgudan  geçmiştir.  Bu  dönemin  ayrıntılı  kayıtlarında  Hüsnü  Paşa’ya  Kazasker’le  ilgili
                             sorulmuş bir soru bulunmamış olması ilginçtir. Daha önceki, Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye yöneltilmiş olan sorgu belgesine dair bir
                             kayıt bulunmaması da ayrıca dikkat çekicidir. Hüseyin Hüsnü Paşa, bu ilamı dönemin azmettiricisi olarak hedefte duran Şeyhülislam
                             Hayrullah Efendi’nin evinde kaleme aldığını ifade ederek kendisinin de bu işi talimatla yaptığını kabul etmiştir. Evrakın, Şeyhülislam’ın
                             hânesinde hazırlanmış olması bile Kazasker’in bu olayda adaleti tesis edebilmesi konusunda bir dirayet gösteremeyeceğinin ispatıdır,
                             diyebiliriz. Zaten şüpheliler arasında, vefat etmiş olsa bile Kazasker ile ilgili bir itham yahut yorum yoktur.


                             Bütün bu tarihî verilere bakarak bu dönemi en iyi çalışmış tarihçilerden biri olan İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Yıldız Mahkemeleri ile ilgili net
                             bir yorumda bulunamasa da Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin bu konu ile ilgili masum olduğuna hükmeder. Fakat o dönemin karanlık
                             ilişkileri içerisine, istemeyerek de olsa Kazasker Mustafa İzzet gibi mümtaz bir şahsiyetin karışmış olması, yıllar önce devlet resmiyetinden
                             uzak duran psikolojisinde bu mevkilerin ateşten bir gömlek olduğunu hissettiğini gösterir.

                             Hattat,  şair  ve  bestekâr  kişiliği,  devlet  vazifelerinden  uzak  durmaya  çalıştığı  yıllar  ile  birlikte  devlet  ricalinin  tabir-i  caizse  merkezinde
                             yer  aldığı  yılları  göz  önünde  bulundurarak  kendisinin  bu  zaman  dilimlerinde  nasıl  bir  psikolojide  olduğu,  Yıldız  Mahkemesi  ve  Sultan
                             Abdülaziz’in katledilmesi davasında neler yaşadığı bu yüzyıl için tam olarak bir kara deliktir. Kendisinin Sultan Abdülaziz’in vefatından 5
                             ay sonra vefat ettiği gerçeğini sosyolojik, psikolojik ve tarihî çıkarımlar yaparken göz önünde bulundurmak onun ruh hâlini özümsemeyi
                             ve dönemi anlamayı kolaylaştıracaktır.



























          58
   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65