Page 58 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 58

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET








                             emr-i âli huzûr-ı sadr-ı âzamîlerine arz ve ilâm olundu. El-emrü li-men-lehü’l-emr. Fî yevmi sâlisi aşer min cemâziyelûlâ li-sene-i selâse
                             ve tis’îne ve mieteyn ve elf. Es-Seyyid Mustafa İzzet"


                             Anlaşıldığı üzere, Abdülaziz’in vefatından hemen sonra hazırlanmış; Abdülaziz’in, intihar etmediği hâlde "İhtilâl-i şuuru sebebiyle intihar"
                             ettiğini ifade eden, 13 Cemâziyelevvel 1293 (6 Haziran 1876) tarihinde Hüseyin Hüsnü Efendi tarafından kaleme alınmış olan bu ilâm
                             Rumeli Kazaskerliği makamında bulunan Mustafa İzzet Efendi’nin mührü ile mühürlenmiştir. Konumuz Kazasker Mustafa İzzet’in hayatını
                             ilgilendiren detay ise, bu evrakta onun mührünün bulunmasıdır. Bu dönemde yaşı oldukça kemâle gelmiş ve birkaç ay sonra da emanetini
                             teslim edecek olan Kazasker’in o evraka mührünü bizzat vurduğunu beyan eden başka bir destekleyici belge ya da dosya ise, bulunmuyor.
                             Evrakın, şaibenin içine çekilmiş olmasının sebebi ise, daha sonra ortaya çıkacaktır. Meraklılarının, Abdülaziz’in şehadeti sonrası dönemin
                             saray doktorlarının ve olay yeri inceleme olarak tabir edilebilecek yetkili kişilerin delilleri görmesine yeterince izin verilmemesi, hatta olayın
                             bir intihar olmayacağı fikri temeliyle hazırlanmış bazı ön raporların da bu ilam ile nehyedilmesi, evraktaki şaibenin ikinci safhasıdır.

                             Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin, sonrasında detaylı olarak anlatacağımız şekilde, Abdülaziz’in şaibeli ölümünden sadece 5 ay sonra
                             vefat etmiş olması, bazı bilgilerin karanlıklarda kalmasına bir takdir-i İlâhî’dir. Fakat, hiçbir şaibe hakikat güneşine galebe çalamayacağından
                             Sultan V. Murad’ın kısa saltanatı sonrasında tahta cülûs eden Abdülhamid Hân’ın bu konudaki hassasiyeti, olayın gizli ve derin yapılanmasını
                             ortaya çıkarmak adına büyük bir şanstır. Zira Abdülhamid Han, amcasının şehit edilmesi ile alâkalı yaklaşık 4 yıl sürecek gizli ve oldukça
                             derinden bir tahkikata başlamıştır bile. Kazasker’in ömrü bu tahkikatın ne kadarına vefa etmiştir, bunu tayin etmek zor. Fakat bugün
                             arşivde olan bir belge, çapraz bir analiz yapabilmemiz açısından son derece ilginç bir tablo ile bizi baş başa bırakıyor. Bu evrakın da yeni
                             yazıya çevirisini sizinle paylaşalım:

                             "Cennet-mekân Abdülazîz’in naaş-ı şerîflerinin keşf ve muâyenesi memuriyetinde etibbâ ile bulunmuş oldukları ve muayeneyi hâvi olan
                             Kazasker Mustafa İzzet Efendi mührüyle muhzem ilâm mütâlaa olunmuş olduğundan, zât-ı şerîflerini kim memur etti ve esnâ-yı keşf ve
                             muâyenede etibbâdan başka kimler var idi ve ne yolda keşf ve muâyene edildi; bu bâbdaki malûmât ve meşhûdât ve mesrûâtlarının
                             mufassalan  beyân  edilmesi  ve  ketmi  hakîkat  olunmaması  ihtâr  olunur  çünki  ilâmın  şîve  ve  sebk-i  ibâresinden  anlaşılan  hal,  etibbâ
                             tarafından verilmiş olan raporun tâlimi verilmesine ilâm-ı mezkûr bu fikre müşâreket etmemiş ancak bu müşâreket-i encümenden dolayı
                             ol zamânın hükmünce tabiî olan infiâl-i kaviyyeden tahaffuz maksadıyla ilâm keşf ve muâyenede şer’en ve insâfen yazılması lazım gelen
                             ihlâl-i şuûriyete dâir birtakım sözler yazarak bizâtihî kendisini cerh ve ifnâ ettiğini hükm ve tasdik etmek ve bu sûretle bir ilâm vermek
                             mücerret bir kavi emr ve târife müstenit olmak icâb eder. İşbu memuriyet için size ve maiyet-i âlîlerinde kimesne olan efendilere ne
                             miktar atiyye verilmiştir ba’de’l-keşf ve’lmuâyene Bâb-ı Fetvâ-penahiye avdet edildiğinde ve keyfiyet-i muâyeneyi Şeyhülislâm Hayrullah
                             Efendiye beyân ve hikâye olundukta her ne türlü telâkki edildi." [15]


                             Görüldüğü üzere, yukarıda alıntıladığımız evrak Kazasker Mustafa İzzet’e ithafen yazılan ve oldukça ağır sorular barındıran, mühürlediği
                             ilamın sahihiyeti konusunda şüphe duyulduğu açıkça belli olan bir belgedir. Bu evrakın hangi tarihte kaleme alındığı bilinmediğinden,
                             olaydan hemen sonra Sultan Murad döneminde mi kendisine bu sorular soruldu, veyahut soruldu da artık o tarihte Kazasker hayatta değil
                             miydi, bunu bir kronolojiye bağlamak imkânsız. Çünkü arşivde buna dair bir cevap bulunmuyor.





                             15      BOA Y.EE 141/58.




          56
   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63