Page 57 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 57
Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET
YILDIZ MAHKEMELERİNDE
Enderûn-ı Hümâyun’da küme fasıllarında Hammamîzâde İsmail Dede Efendi ile beraber bulunan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin
bürokratik hayatının belki de en zor günleri, ömrünün de âhir zamanına denk gelen, kendisinin muallimliğini ve müzakereciliğini yaptığı
Sultan Abdülaziz’in şaibeli ölümünün arkasından yaşananlardır. Kazasker’in yaşadığı bu acı verici hâdisenin vukû bulması ile Sultan III.
Selim’in şehit edilmesi meselesi tarihsel olarak ve dönemin psikolojisinin sentezlenmesi açısından Dede Efendi - III. Selim arasındaki bağa
binâen benzerlik gösterir. Saray hayatını birlikte yaşamış ve padişahların hususi meclislerinde bulunmuş iki güzide sanatkârın hemen
hemen benzer acı hâdiseleri görmüş olmaları aynı ruh hâline bürünmelerini desteklemiş olmalıdır.
Bilindiği üzere 30 Mayıs 1876’da tahttan indirilen Abdülaziz Han, 4 Haziran 1876 sabahı şaibeli bir şekilde vefat etmiştir. Bugün tarihçiler
tarafından hâlâ bu olayın hakikati konusunda kesin bir hükme varılamamakla birlikte genel kanaat, Abdülaziz’in şehit edildiği yönündedir.
Kazasker Mustafa İzzet’in bu olayla ilgisi ise, son derece ürkütücü bir belge ile karşımıza çıkar. Bu belge, Sultan Abdülaziz’in vefatı
dolayısıyla kaleme alınmış ilâm-ı şer’îdir. Daha önce araştırmacılar tarafından da çevrilmiş bu evrakın Latin harflerine çevirisini meraklıları
için paylaşalım:
"Ma’rûz-ı dâi-i kemîneleridir ki,
Hüdâvendigâr-ı sâbık Abdülazîz Han hazretlerinin keyfiyyet-i irtihâlleri taraf-ı şer’-i şerîfden dahî bi’t-tahkîk bâ-îlâm arz ve ifâde olunmak
bâbında şifâhen emr ü fermân-ı cenâb-ı âsafîleri sudûruna binâen taraf-ı dâiyânemden irsâl olunan Sadreyn Müsteşarı Faziletlû Mehmed
Servet Efendi ve İ’lâmât Mümeyyizi Faziletlû Mehmed Tevfik ve Müsteşar Muavini Mekremetlû Hüseyin Hüsnü Efendiler ve Müstantık
Mustafa Efendi Çırağan Sahilsaray-ı Hümâyunu ittisâlinde karakolhânede asâkir-i şâhâne ferîkânından Saâdetlû Süleyman Paşa
hazretleri ve Bahriye ferîkânından Ârif Paşa hazretleri ve Mirlivâ Saâdetlû Ahmed Râşid Paşa ve Kaymakam İzzetlû Mehmed İzzet Bey ve
merhûm-ı müşârünileyhin kurenâsından Fahri Bey ve sâir zevât mevcut oldukları halde tahkîkât-ı îcâbiyeye iptidâr eylediklerinde merhûm-ı
müşârünileyh Abdülaziz Han hazretleri, Çırağan Sahilsaray-ı Hümâyun’u ittisâlinde bâ-irâde-i seniyye ikâmetlerine tahsis buyrulmuş olan
dairede orta katta, bahr tarafından bir odada bulundukları halde işbu cemaziyelevvelin on ikinci pazar günü saat iki (alaturka) sularında
vâlide-i muhteremeleriyle biraz söz etmiş ve bâdehû müşârünileyhâ ile sâireyi yanından savarak ve ol esnada sakal kesmek için bir ufak
el aynasiyle bir ufak tırnak makası isteyip bir takrip yanına götürülmüş ve bâdehû mezkûr oda kapısını kapatıp ve içeriden sürmeleyip
kendisi oda içinde yalnız kalmış ve bir hayli müddet mürûr edip kapı açılmadığı cihetle vâlide-i muhteremeleri ve hazinedâr kalfalar
şüpheye düşerek ve içeriden bir fenalık hissederek derhal kapıya dayanıp açtıklarında merhûm-ı müşarünileyhi kolları sıvalı ve başı
açık olarak odanın yan minderi üzerinde sağ tarafına yatmış ve kana bulanmış olduğunu gördüklerinde feryâd ü figâna başlamalariyle
derhal muhafaza memurları vesâireleri yetişip silâhsız askerle daire-i mezkûreye girilerek merhum-ı müşârünileyhin nâşı karakolhaneye
nakledilmiş ve bu hâle nazaran merhûm-ı müşârünileyh zikrolunan makası sağ eline alarak onunla sol kolu ve kan damarlarını külliyen
kesip bâdehû sağ kolunu dahî biraz cerhetmesiyle cesette olan kan tamamiyle seyelân ederek tekmîl-i enfâs-ı hayat etmiş olduğu
anlaşılmış ve derhal sâdır olan irâde-i isâbet-âde-i cenâb-ı şehriyârîye binâen celp ve cem’ edilen on dokuz nefer etibbâ-yı hâzikanın
lede’l keşfi’lmuayene ittihâd-ı ârâ ile vermiş oldukları raport meâli dahî bunu te’yîd eylemiş ve bu veçhile merhûm-ı müşârünileyh ihtilâl-i
şuûru sebebiyle daire-i mahsûsa-i mezkûreye naklinden beri gösterdiği evzâ-ı acîb ve hâlât-ı nâ-makûle delâletiyle bizâtihi kendisini cerh
ve ifnâ ve tesirinden nâşi irtihâl-i dâr-ı bekâ eylemiş olduğu mûmâileyhimin icrâ eyledikleri tahkîkâttan anlaşılmış olmağın, imtisâlen li’l-
55

