Page 190 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 190

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET







                             OSMANLI MİMARİSİNE KAZASKER YAZILARI İLE BAKMAK



                             Duygusal bir önsezi olarak, mimarî disiplin ve yazı sanatı ilişkisinin, en yoğun hâliyle Doğu mimarisinde kendini gösterdiği genel bir kabul
                             olarak karşımızda durmaktadır. Öte yandan hiçbir mimarî gelenek yoktur ki, yazı denilen disiplini bu kadar içinde eritmesin ve kendisini
                             bundan  beslemesin.  Bu  perspektiften  bakıldığında  Osmanlı  mimarisi  ve  hüsn-i  hat,  sadece  birbirleriyle  değil  birçok  sanat  disipliniyle
                             birlikte, hassaten iç içe geçmiş ve müştereken birbirinden beslenen bir bütün olarak görünür. Yukarıdaki duygusal bakış açısı ve teknik
                             kabul ile incelendiğinde Osmanlı mimarisinde Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin taşa işlenmiş eserlerinin yekûnu sanat eserleri içerisinde
                             son derece önemli bir yer tutar. Hazretin büyük bir şevkle kaleme aldığı ve taşa medeniyeti kazıyan bu kitabeler, içinde bulundukları zaman
                             diliminden günümüze akan, gözümüzü ve gönlümüzü hoş eden birer nişân hükmündedir.


                             Dönemin şöhretli hattatlarından olması ve Osmanlı bürokrasisindeki yeri dolayısıyla resmî mimaride Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin ilk
                             tercih edilen kişi olduğu muhakkak. Ancak hat sanatındaki bu itibarını basit bir iltimas algısı altında değerlendirmek çok büyük bir yanılgı
                             ve haksızlık olacaktır. Kaldı ki, Kazasker’in sanatının seviyesi günümüzde de açıkça görülmektedir.

                             Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin Ayasofya Camii’ndeki devasa levhaları yanında caminin kubbesinde sıva üzerine zerendûd şekilde
                             nakşedilmiş celî-sülüs Nûr Sûresi ve müezzin mahfilinde mermere hakkedilmiş dört satırlık celî ta’lik inşa kitabesi bulunmaktadır. Ayrıca
                             Sultan Abdülmecid tarafından 1851’de inşa ettirilmiş olan Hırka-i Şerîf Camii’nin avlu giriş kapıları üzerindeki celî-sülüs üç kitabe, giriş
                             kapısı  üzerindeki  celî  ta’lik  inşa  kitabesi  ve  cami  içerisindeki  sekiz  büyük  pencerenin  üzerlerinde  yer  alan  celî  sülüs  âyetler  de  yine
                             Kazasker’in  kaleminden  çıkarak  mermere  ve  duvara  hakkedilmiştir.  Sultan  II.  Mahmud’un  İstanbul’daki  sahabe  türbelerini  yenileme
                             faaliyetleri için Hattat Kazasker Mustafa İzzet’i vazifelendirmesi neticesinde, İstanbul’daki birçok sahabe kitabesinde Kazasker’in yazıları
                             mahkûktur. Dolmabahçe Sarayı hazine kapısı üzerinde mermere hakkedilmiş celî ta’lik inşa kitabesi, dönemin askerî mimarisini yansıtan
                             Selimiye  Kışlası’ndaki  celî  ta’lik  tamir  kitabesi,  Topkapı  Sarayı  Hazine  Koğuşu  avlu  kapısındaki  celî  ta’lik  kitabe,  İstanbul  Üniversitesi
                             ana giriş kapısının iç kısmında hakkedilmiş celî ta’lik inşa kitabesi gibi resmî mimarî eserlerde bulunan Mustafa İzzet yazıları göz önünde
                             bulundurulduğunda, Kazasker’in bir âlim ve musikişinâs olmanın yanında bir hattat olarak da son derece itibar gördüğü söylenebilir.
                             İstanbul’daki  birçok  camide  bulunan  tamir  ve  inşa  kitabeleri  ile  Yenikapı  Mevlevîhânesi  muvakkithanesinde  bulunan  inşa  kitabesi  de
                             Kazasker Mustafa İzzet’e aittir. Öte yandan Keçecizâde Kâzım Bey, Keşfî Ca’fer Efendi, Şerîfe Ümmü Gülsüm Hanım’ın kabir taşı kitabeleri
                             ile Perizat Hatun Türbesi’nin yazıları Kazasker Mustafa İzzet tarafından kaleme alınmıştır. Yurt dışında ise, Amerika’daki Washington Anıtı
                             ve Mısır’da Kahire Kalesi’nde yer alan Mehmed Ali Paşa (Alabaster) Camii’nde Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın mermer sandukasının kıble
                             duvarında Paşa’yı öven ve Mısır için yaptıklarını anlatan Türkçe kitabe ile türbede Dehr Sûresi bulunan bir kuşak yazısı Kazasker Mustafa
                             İzzet’e aittir.

                             II. Mahmud’un reform tohumlarının Abdülmecid döneminde bazen maksadı aşan bir ivmeyle dönüşmesi bir geleneksel el sanatları üstâdı için
                             neler ifade ediyordu, merak konusu. Görülen o ki, Kazasker bu değişime büyük ölçüde ayak uydurmuştur. Ancak Mustafa İzzet’in İstanbul’da
                             mermere mahkûk olarak bulunan birçok yazısı da diğer tarihî miraslarımız gibi maalesef içler acısı durumdadır. Sadece İstanbul’da yaptığımız
                             bir saha araştırmasında birçok kitabesinin "restorasyon" bahanesi ile temizlenme maksadıyla dümdüz edildiğine, kitabelerin üzerlerinin özensiz
                             bir şekilde boyanmış olduğuna, bazılarının ise üzerine matkapla delinmek suretiyle aydınlatmalar takıldığına şahit olduk. Nihayetinde bugün
                             gelinen noktada, İstanbul’un mimarisini Kazasker’in gözüyle dolaşmaya kalktığımızda karşımızda duran değişim(!) sanat ve medeniyet tarihimiz
                             için ancak ve ancak makûs bir şahitlik olabilir. Bu satırların kaleme alındığı vakit itibarıyla, Kazasker Mustafa İzzet’in İstanbul mimarisindeki





          188
   185   186   187   188   189   190   191   192   193   194   195