Page 174 - KAZASKER MUSTAFA İZZET
P. 174

Ayasofya’nın Nişânesi | KAZASKER MUSTAFA İZZET








                             Sultan Abdülmecid’in emriyle yazılmış ve yakın siyasi tarihimizde de çalkantılı dönemlerin bir simgesi hâline dönüşmüş, Mustafa İzzet ve
                             talebelerinin refakatiyle caminin içinde özel olarak tasarlanmış ve ıhlamur ağacından yapılma bir kasnak üzerine uygulanmış bu zerendûd
                             yazıların pek çok tarihî çalkantılara konu olduğunu biliyoruz. Fakat bundan önce arşiv belgeleri ve tarihî malumatlar ışığında bu levhaların
                             sanatsal tarafını nakletmek gerekiyor. Ünlü araştırmacı Talip Mert üstâdımızın yakın zamanda bu konu hakkında yayınladığı etraflı çalışmalar,
                             bize levhaların tasarlanışı ve imalatı konusunda ciddi bilgiler sunmaktadır. 7 buçuk metre çapındaki ıhlamur ağacına gerilen çuhaların üzerine
                             uygulanan özel teknikle boyanmış koyu yeşil zeminler, yazı için uygun hâle getirilmiştir. Bu levhaların imalatı ve genel olarak Ayasofya’nın
                             tamiratı esnasında tutulmuş detaylı defterler bizlere her masraf kalemini ve işçilerin kısmî olarak isimlerine varana kadar aldıkları ödemeleri
                             ve verdikleri hizmetleri aktarmaktadır. Buradan anlaşılmaktadır ki Kazasker tarafından tasarımı tamamlanmış bu celî sülüs levhalar iki
                             hattat ve bir nakkaşbaşının nezaretindeki 5 nakkaş ile oluşturulan büyük bir ekibin organizasyonuyla imal edilmiştir. Bu dönemde yazıların
                             herhangi bir teknolojik imkânla büyütülmesi mümkün olmadığından Mustafa İzzet önce yazıları insani ölçülerde yazmış, daha sonra eski
                             bir usul olan kareleme tekniği ile bu yazılar büyütülmüştür. Bugün bu küçük ölçekteki levhalar da özel bir koleksiyonda tarihî bir hatıra
                             olarak korunmaktadır. Kubbeye 15 cm kalem kalınlığı ile, 4 buçuk metre çapında istiflenmiş ve istifin toplam uzunluğu yaklaşık 18 metre
                                                                            olarak hesaplanan Nur Sûresi de aynı yöntemle karelenmiş, büyütülmüş ve
                                                                            nakkaşlar tarafından altın varak yöntemiyle işlenmiştir. Kareleme yöntemiyle
                                                                            yazıların orijinal ölçülere getirilmesi işlemi, Ayasofya Kayyumhânesi’nde bizzat
                                                                            Mustafa İzzet Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir.

                                                                            35 cm kalem kalınlığına sahip Çehâr-yâr-ı Güzîn levhalarının ise, daha önceki
                                                                            dönemdeki muadillerinin ebadından çok da büyük olmadığı bilinmekle birlikte
                                                                            sanat  seviyesinin  onlardan  çok  daha  yüksekte  olduğu  muhakkaktır.  Öyle
                                                                            ki  Mustafa  İzzet’in  sanat  hayatındaki  daha  önce  bahsettiğimiz  iki  ekolün
                                                                            özelliklerini de barındıran bu levhalardaki tecrübevî bilgi, kendisinden sonra
                                                                            gelecek pek çok hattatın da ilham kaynağı olmuştur.

                                                                            Mustafa İzzet’in, İmam-ı Huseyn Efendimizin isminin altına yazdığı ve damla
                                                                            formunda  istiflediği  "Ketebehu  es-seyyid  el-Hâc  Mustafa  İzzet  İmâmu’s-
                                                                            sânî  li-emîri’l-mü’minîn  Abdülmecîd  Hân.  1265"  metinli  imzası  3  cm  kalem
                                                                            kalınlığında  ve  yaklaşık  175x95  cm  ebadındadır.  Mustafa  İzzet’in  bu  imza
                                                                            istifi bile,  Ayasofya’yı seyreden  bir  misafir için  eşsiz güzelliktedir.  Ehl-i Beyt
                                                                            muhabbeti kendisinde mündemic olmuş bir zâtın, imzasını bu levhanın altına
                                                                            atmış olmayı tercih etmesi gerçekten büyük bir cilvedir.

                                                                            Bugün 170 yaşında olan bu sanat harikalarının İslam tarihinin siyasal mesajı
                                                                            en yüksek eserleri olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Bunu teyit etmek için
                                                                            levhaların son yüzyılda başına gelenleri nakletmek, konunun anlaşılması için
                             yeterli olacaktır. Bilindiği üzere 24 Kasım 1934 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye siyasetinde hâlâ tartışılan bir konu yürürlüğe
                             girmiş ve Ayasofya müze olmuştur. Bu karar caminin vakfiyeleri başta olmak üzere yüzyıllardır devam eden pek çok geleneği inkıtaya
                             uğratmış olup kararın sosyolojik, dinî, mistik, siyasi alanlarda yaşattığı kırılmalar bugün hâlâ yaşanmakta ve tartışılmaktadır. 27 Ağustos
                             1934  tarihinde  Ayasofya’nın  akıbeti  ile  ilgili  oluşturulmuş  kurulun  raporu  ise,  gerçekten  bu  yıkımın  tarihî  bir  belgesi  olarak  yüzümüze




          172
   169   170   171   172   173   174   175   176   177   178   179