Page 260 - ANADOLU SANAYİ DEVRİMİ
P. 260
esnâfı fukarâsı Südde-i sa‘âdetüme oldukda içinden alâların hufyeten âhara
arz-ı hâl idüp bunlar san‘atlarıyla hâsıl bey eylememek üzre rûz-ı kâsımda on
eyledükler[i] meta‘larından umûr-ı iki akçeye ve iki kırkım tabîr olınur
seferiyye içün Cebehane ve Tersâne-i vaktlerde zebh olındukda tule tabîr
âmireme iktizâ idenleri bahâlarıyla olınur her ne zamân derisi gelür ise altışar
viregelüp san‘atlarına vesîle olan derileri akçeye...
celeb tâifesinden nizam-ı kadîm üzre
alageldükleri bahâ ile almağa râzîlar
olup hilâf-ı nizam-ı kadîm izdiyâd-ı SEKİZİNCİ BELGE
bahâ teklîfi ile rencîde olınmaları îcâb AH/5/323/962 Galata kadısına evâil-i Şa-
itmeyüp ve celeb tâifesinün zebh olınan ban 1174/8-17 Mart 1761 tarihli hüküm .
8
hayvânlarından zuhûr iden derilerinün
envâ‘ına vaktine göre kıymet takdîr Galata kâdîsına [hüküm] ki: Galata
ile yedlerine evâmir-i aliyye virilüp ve kazâsı muzâfâtından Kâsımpaşa'da vâki
husûsan bundan akdem bâ fermân-ı âlî debbâğ ustaları Südde-i sa‘âdetüme
ma‘rifet-i şer‘le san‘atlarından hâsıl olan gelüp kadîmden berü gerek yirli ve gerek
emti‘alarına sınıfı ile evvelden fürûht taşradan gelen inek ve öküz gönleri
eyledüklerinden noksân kıymet takdîr ve yağ tulumlarını akçeleriyle iştirâ ve
olınmuşiken celeb tâifesi hilâf-ı nizam-ı kârhanelerinde dibâğat idüp Serrâchane
kadîm izdiyâd-ı bahâ ile virirüz diyü ve tâcir ve mîrî saka [ve] meşakkcı ve
nizâ‘ ve ol vechile te‘addî ve ta‘cîzden dikici tâifelerine bey birle kefâlet kılınup
hâlî olmayup muğâyir-i emr-i âlî ve Yedikulle debbâğları tarafından kat‘â
narh-ı cârî gadr sadedinde oldukların dahl ü ta‘arruz olınagelmiş değil iken
bildürüp hilâf-ı emr-i âlî ve muğâyir-i Yedikulle debbâğları mücerred tama-ı
nizam-ı kadîm vech-i meşrûh üzre olan hâmlarından nâşî (…) Kâsımpaşa
te‘addîleri men‘u def‘ olınmak bâbında debbâğlarınun kethudâları Ahmed Çelebi
hükm-i hümâyûnum recâ eyledükleri ve müsinn ü ihtiyâr ustalarından el-Hâcc
ecilden sâdır olan fermân-ı âlîye imtisâlen İbrâhîm ve Ahî-babaları Abdurrahmân
debbâğ ustalarınun yedlerinde olan Ağa ve Mehmed ve Ahmed ve Osmân ve
hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn ile Alî ve Sâlih nâm kimesneler talebleriyle
mu‘anven bir kıt‘a emr-i âlîşân vesâir husûs-ı mezbûrun sıhhati ehl-i vukûfdan
evâmir-i aliyyeye nazar olındukda kassâb sikât-ı muvahhidînden istifsâr ve istihbâr
tâifesinün her fasılda zebh eyledükleri olındukda tâife-i merkûme kadîmden
cülûd-ı hayvânâtdan su sığırı derisi yüz berü gerek yirli ve gerek taşradan gelen
yiğirmişer akçeye ve öküz derisi yüz onar inek ve öküz gönleri ve yağ tulumlarını
ve inek derisi seksener ve dana derisini akçeleriyle iştirâ ve kârhanelerinde
kırkar ve keçi derisini yiğirmişer ve dibâğat birle taraf-ı mîrîye vesâir
yapağısı yolınmaduk koyun derisi aybsuz ibâdullâha bey idüp bir vechile zarûret
kırkım zamânına değin onar ve kuzı ve muzâyaka çekdürmeyüp ve vâki‘ olan
derisi üçer akçeye ve rûz-ı hızırda koyun umûr ve nizamlarını beynlerinde kendileri
kırkıldukta zebh olınan derisi mayısda görüp Yedikulle debbâğları tarafından
üçer ve haziranda beşer ve temmûsda bunlarun umûr ve nizamlarına katâ dahl
altışar ve ağustosda sekizer ve eylülde ü taarruz olınagelmiş değil iken…
onar akçeye ve koyunların yapağısı uz[a]
nup kırkılmadın [ve] yolınmadın zebh
olındukda bıçağa pârelenmeyüp sâlîm 8 Nakleden Tabakoğlu vd. 1997: s. 293-294.
AHİ EVRAN VAKFI VE ZAVİYESİ - 259

