Geleneksel Türk-İslâm sanatlarının asırlık mirasını korumak, tanıtmak ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen uluslararası kültür-sanat etkinlikleri, Anadolu coğrafyasıyla gurbetçilerimizin yoğun olarak yaşadığı ülkeler arasında köprü kurmaya devam ediyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde yetişen genç nesillerimizin köklerimizle bağ kurmasını sağlayan bu tür hizmetler, kurumsal destekler ve alanında uzman sanatkârların rehberliğiyle kalıcı bir nitelik kazanıyor. Bu kapsamda hayata geçirilen nitelikli projeler, yazı sanatımızın estetik ve fikrî derinliğini gurbetteki diasporaya ulaştırmada kritik bir rol üstleniyor.
Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu
İrfan Eğitim ve Kültür Derneği tarafından, Yurtdışı Türkler Başkanlığı (YTB) desteğiyle; Hayrat Berlin ve Berlin Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde hayata geçirilen “Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu” projesinin ilk programı, 9–14 Haziran 2026 tarihleri arasında Berlin Yunus Emre Enstitüsü’nde gerçekleştirildi. Program, teorik bilgi ile uygulamayı bir araya getiren içeriğiyle katılımcılardan ilgi gördü.
Proje, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan genç kuşaklarda kültürel aidiyet bilincini güçlendirmeyi, geleneksel Türk-İslâm sanatlarımızın baş tâcı hüsn-i hat sanatını tanıtmayı ve iş bu kadim mirasın yeni nesillere yazının üstadı sanatkârlar eliyle aktarılmasını temin etmeyi amaçlıyor.
Cismânî Âletlerle İcra Edilen Rûhanî Mühendislik!
Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu, eskilerin, ‘cismânî âletlerle icra edilen rûhanî mühendislik’ şeklinde tarif ettikleri hüsn-i hat sanatının, mücerret anlamda estetik bir üretim alanı değil; aynı zamanda i’lâ-yı kelimetullâhın, kültürün, dilin, tarihin ve medeniyet tasavvurunun taşıyıcısı olduğu anlayışıyla, Avrupa’daki Türk diasporasına yönelik bu tür tanıtım ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi büyük bir önem taşıyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hattat Yusuf Bilen rehberliğinde gerçekleştirilen program kapsamında dersler, uygulamalı atölyeler, sergi ve konferans düzenlendi. Berlin’de hüsn-i hat eğitimi alan öğrencilerle özel meşk dersleri yapılarak harflerin anatomileri, ölçü sistemi, kalem kullanımı ve satır düzeni gibi teknik detaylar teşrih masasına yatırıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca PRof. Bilen’in kamış kaleminden neş’et eden sülüs, celî sülüs, nesih ve icâze yazı nevilerinden oluşan sergi ziyaretçilerle buluşurken, düzenlenen atölye çalışmalarına yaklaşık elli kişi katılarak ilk kalem tecrübesini yaşadı.
Hat Sanatında Hoca–Talebe Münasebeti
Gelenekten Geleceğe Türk Hat Sanatı Yolculuğu’nun önemli faaliyetlerinden biri de duayen hüsn-i hat hocası Yusuf Bilen’in, “Hat Sanatında Hoca–Talebe Münasebeti” başlıklı bir konferans gerçekleştirildi.
Prof. Dr. Yusuf Bilen: Hocanın Kaleminden Çıkan Harfleri Takip etmek Gerekir!”
Prof. Dr. Yusuf Bilen, Hz. Ali’nin “Yazı üstadın öğretişinde gizlidir, çok yazmakla kıvam bulur; İslam dini üzere olmakla devam eder” sözünü hatırlatarak, bir üstada bağlı olmayan, hocasına içli sevgi duymayan, gereken önemi vermeyen ve harfi sevmeyen kişinin hattat olamayacağı gibi öğretici de olamayacağını söyledi.
Geleneksel sanatlarımızın usta-çırak münasebetiyle öğrenildiğini; sanata gönül vermiş talebenin ustasının önünde diz çökerek kabiliyeti nisbetince nasiplendiğini vurgulayan Bilen, sözlerini şöyle sürdürdü: “En çok nasipdar olan en çok edendir, zira büyüklerin dediği gibi hizmet eden himmet bulur. Talebe hocasına hizmet ettikçe yol alır. Hocanın talebenin hizmetine ihtiyacı yoktur; lakin talebenin hocasına hizmet etmeye ihtiyacı vardır. Hizmet talebenin rızığıdır. Hocanın ağzından çıkan, kaleminden dökülen her harfi takip etmek gerekir. İlim, hocanın iç dünyasında tecrübeye dönüştükten sonra zaten kapalı kalamaz.”
Günümüzde öz sanatlarımızın hoca-talebe, usta-çırak münasebetiyle elden ele, gönülden gönüle aktarılarak son iki asrın en parlak devrini yaşadığını, Osmanlı asırlarındaki gibi layık olduğu mevkie doğru ilerlediğini ifade eden Bilen; büyükşehirler başta olmak üzere ülkemizin hemen her vilayetinde devlet kurumları, hususi atölyeler, üniversiteler, belediyeler ve STK’lar eliyle bu mirasın yeni nesle aktarıldığını sözlerine ekledi.
Devamı Eylül Ayında…
Sergi açılışına ve konferansa Berlin Başkonsolosumuz İlker Okan Şanlı’nın katıldığı etkinliklerde atölyelere, konferansa ve sergiye yüzlerce kişi iştirak etti. Proje Koordinatörü Burak Arslan, amaçlarının bu sanata yönelik ilgiyi nitelikli bir programla karşılamak olduğunu belirtirken, projenin ta’lik ve rik’a yazıları üzerine odaklanan ikinci modülünün Eylül 2026'da yapılacağını açıkladı.
Prof. Dr. Yusuf Bilen
1970 yılında Erzurum’da doğan Prof. Dr. Yusuf Bilen, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra 1996 yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra akademik kariyerine adım atarak 1998 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı.
Hat sanatına dair akademik ve pratik çalışmalarını eş zamanlı yürüten Bilen, 2001 yılında “Hattat Mustafa Halim Özyazıcı, Hayatı, Sanatı ve Eserleri” konulu yüksek lisans tezini hazırladı. 2004 yılında ise usta hattat Mehmed Özçay Bey’den sülüs-nesih yazılarında icâzetnâme aldı. 2010 yılında “Hattat Mehmed Şevki Efendi ve Sülüs-Nesih Hat Ekolü” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı.
Hat sanatı eğitimi, hoca-talebe ilişkisi ve geleneksel sanatkârlar üzerine çok sayıda makale kaleme alan Prof. Dr. Bilen’in, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Tefvîznâme şiirini nesih hatla yazarak hazırladığı “Tefvîznâme” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Kültür ve sanat dergilerinde yazıları yayınlanan, yurt içinde ve yurt dışında pek çok sergiye katılan Bilen, halen Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.
İbrahim Ethem Gören, 14.07.2026 / Yazı No: 507