Nitelikli Bir İleri Dönüşüm Hikâyesi!

Nitelikli Bir İleri Dönüşüm Hikâyesi!


Nilay Yılmaz'ın estetik dokunuşları, yalnızca eskiyi yenilemekle kalmıyor; nesnelerin belleğini muhafaza ederek onları günlük hayata yeniden kazandırarak fonksiyonel sanat objesi hâline getiriyor.

İleri Dönüşüm
İleri Dönüşüm
İleri Dönüşüm
İleri Dönüşüm
Önceki slayt
Sonraki slayt

Kelimelerin gücüyle dünyayı anlamlandıran, harflerle köprüler kuran gazeteci, yazar Nilay Yılmaz, son beş yıldır çalışma masasına sadece kitapları ve fikirleri değil, mazisi olan ahşapları da konuk ediyor. Spor medyasındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Yılmaz, son dönemde harfler ve kelimelerle yürüttüğü yolculuğuna estetik bir halka daha ekledi: Ahşap tezyinatı ve mobilya dönüşümü.

Nilay Yılmaz; yaşanmışlıkların izini taşıyan vitrinleri, büfeleri, konsolları, çalışma masalarını, komodinleri ve hatta mutfak dolaplarını adeta birer sanat eserine dönüştürüyor. Normal boyamanın dışında, “sürsil” veya “kazıma” esaslı eskitme yöntemleriyle mobilyaları restore eden Yılmaz, yeri geldiğinde üstlendiği konservasyon çalışmalarıyla da bu nesneleri adeta ikinci hayatlarına hazırlıyor. Zımparanın o sabır isteyen, bir adım öte tozu dumana katan sürecinin ardından; geniş yüzeylerde rulonun ritmi, dar ve kuytu köşelerde ise fırçanın hassas dokunuşu başlıyor…

Onun elinden çıkan her ahşap nesne, estetik birer dokunuşla israfın pençesinden kurtulup yeniden hayatın tam merkezinde kendine yer buluyor. Yılmaz’ın yaptığı iş, sıradan bir boyama pratiğinin çok ötesinde, her ayrıntısı incelikle düşünülmüş "nitelikli bir mobilya dönüşümü."
Biz de bu estetik yolculuğu, kelimelerin ve ahşabın dilini en iyi bilen isimden, Nilay Yılmaz’dan dinledik.

Nilay Yılmaz: Ahşabın da Bir Hafızası Var!

İbrahim Ethem Gören: Nilay Hanım, uzun yıllardır kelimelerle, harflerle, yani fikrin ve yazının estetiğiyle hemhâl olan bir entelektüelsiniz. Son beş yıldır ise bu üretim alanına ahşap tezyinatı ve mobilya dönüşümünü eklediniz. Yazı masasındaki o zihinsel üretimden, ahşabın zımpara tozuna ve boya kokusuna uzanan bu yolculuk nasıl başladı? 

Nilay Yılmaz: Pandemi sürecinde biliyorsunuz hepimiz evlere kapanmak zorunda kaldık. Bu süreç, benim için de ezberimin bozulduğu, hayattan beklentilerimin farklılaştığı bir zaman dilimi oldu. Mecburiyetten evde kaldığımız o günler, bana aklımın ucundan dahi geçmeyecek bir hobi kazandırdı. Bence adına ileri dönüşüm denmesi gerekirken, geri dönüşüm denilen eşyaları dönüştürme, bambaşka şeyler tasarlama büyüsüne kapıldım. Sıkıldığımız için attığımız ya da yok pahasına sattığımız eşyalar/mobilyalara ikinci bir şans vermek işte bu süreçte kanıma girdi. Ekmek yapmaktan sıkılınca önce evdeki eşyaları dönüştürmekle başladım işe. Sonra eskiyen tabakları dekoratif tabaklara çevirmekle devam ettim. Tabaklar bitip de benim hevesim bitmeyince vazo ve biblolarla geçtim. Evde bir şey kalmayınca da, satın alıp dönüştürmeye başladım. Ve en sonunda cesaretimi toplayıp keyifle yaptığım bu işi mesleği dönüştürmeye karar verdim. Sonuçta hayat kısa ve zamanı huzurlu geçirmek, hayattan keyif almak önemli… 
Başlangıç süreci böyle, sonrasında İstanbul’da, hatta Ankara’da bu işin uzmanlarının düzenlediği kurslara katılıp sertifikalarımı aldım. NiDeConcept böyle doğdu işte…

Yanıtım biraz uzun oldu, kusura bakmayın ama bu konuda kendimle gurur duyuyorum hayallerimin peşinden gittiğim için. O yüzden ayrıntısıyla anlatmak istedim. 

Var olunuz…. Mobilyaları dönüştürürken "sürsil" ve “kazıma” esasına dayanan eskitme yöntemleri de kullanıyorsunuz. Hem restorasyon hem de konservasyon hassasiyeti barındıran bu tekniklerin incelikleri nelerdir? 

Mobilyayı nasıl görmek istediğinize bağlı aslında. Kimi insanlar pürüzsüz, yepyeni görmek ister mobilyasını. Kimileri de yaşanmışlık hissi versin diye düşünür. İkinci grupta olanların tercihi için eskitme yöntemlerini kullanıyorum. Bildiğiniz yeni boyadığım mobilyanın bazı yerlerini zımparayla kazıyarak eskitiyorum. Ya da oymalı mobilyalarda özellikle oymaları başka bir renkle boyayıp hemen siliyorum. Böylece oymaların arasına giren boyayla eskitmiş oluyorum mobilyayı. 

Eski bir büfeye ya da vitrine yaklaşırken onun geçmişteki ruhunu korumak ile ona yeni bir estetik kimlik kazandırmak arasındaki o hassas dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bazen içlerini boyamıyorum mobilyaların, eskiyi de üzerinde taşısın diye… Sonuçta ahşabın da bir hafızası var! Ama tasarım kısmı ise kast ettiğiniz; o süreç bazen uzun sürüyor. 

Evet, tasarım…
Bu durumda hemen oluşmuyor kafamda yeni hali. O zaman onlara biraz vakit veriyorum. Sonra bir şekilde canlanıyor gözümde yeni hali. Bazen de bir mobilyayı görür görmez, “bu şöyle olmalı” diyerek alıp hemen başlıyorum dönüştürmeye. İlginç bir şey anlatayım size…

Lütfen…
İlk zamanlardı. Aldığım iki komodin vardı. Aylarca canlanmadı kafamda dönüşümü. Değişik fikirler geldi aklıma ama hiçbirini beğenmedim. Sonra rüyamda gördüm. Gece yarısı uyandım ve başladım boyamaya. Bence hâlâ yaptığım en güzel dönüşüm. 

Bir mobilyanın dönüşüm süreci ciddi fiziksel emek ve sabır gerektiriyor. Zımparadan sonra geniş yüzeylerde rulo, dar alanlarda ise fırça kullandığınızı biliyoruz. Bu zanaat boyutunda, rulo ve fırçanın ahşap üzerindeki o ritmik hareketleri size bir yazar olarak neler fısıldıyor? 
Gerçekten yorucu bir iş, sevmeden yapılmaz. Ağır kaldırmaktan dolayı bel ve dizimde problem var, bu mesleğin bana hediyesi. Bazen hayatımı sekteye de uğratabiliyor ama vazgeçemem. Mobilya boyamak benim için terapi gibi. Yazı yazdığım zamanlarda insanların yazılarımı beğenmeleri hoşuma giderdi ama bu benim geçimimi sağlamak için yaptığım bir işti açıkçası. Bazen keyifle, bazen zoraki. Ama dönüşüm işi başka, insanların benim tasarladığım mobilyaları yaşam alanlarına layık görmesi, onlara değer vermesi paha biçilemez bir duygu… Onların hikâyelerini yazıyorum. Belki ileride kitap çıkarırım.

İnşallah. Elinizden geçen ahşap nesneler, sadece güzelleşmekle kalmıyor; tabiri caizse “israf olmaktan kurtularak yeniden hayatın orta yerinde konumlandırılıyor. ”Günümüz dünyasında tüketim hızının bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, bu yaptığınız “nitelikli mobilya dönüşümünü” sürdürülebilirlik ve estetik bilinç açısından nereye koyuyorsunuz?
Mobilyaya ikinci bir şans veriyoruz. Hatta bazen üç… Bu çok değerli. Fabrikasyon sıradan mobilyalar bile çok pahalıyken; tüketim canavarının kölesi olmamış, eskinin değerini bilenler için sadece ona özel, tek bir tane üretilmiş bir ürüne sahip olmak insana kendini iyi hissettiriyor bence. En azından ben öyle düşünüyorum.

Dönüştürdüğünüz ve ikinci hayatına sunduğunuz bu mobilyaların, yeni mekânlarında insanlarla kurduğu bağı nasıl gözlemliyorsunuz? 
Tasarımlarıma kıymet verip, evine layık görenlerden fotoğraf istiyorum. Benim hayal ettiğim gibi mi duruyor onu görmek için. Bazen öneri sunuyorum: “Şu konsolun üstünde şu renk şöyle bir obje çok uyumlu olur” gibi… 

Son olarak, evlerin başköşesine yerleşen bu yeni nesneler, bu işe heves eden okuyucularımıza, özellikle de dönüştürmek ile atmak arasında tereddüt edenlere neler söylüyor?
Bence biraz hevesleri varsa ufak bir parça da olsa dönüştürsünler. O keyfi yaşayıp devam edeceklerin sayısının çok fazla olacağını düşünüyorum. Mobilya dönüşümü, yurt dışında çok yaygın. Maalesef bizim ülkemizde insanlar, mobilyalarını değiştirerek geçici mutluluklarla yaşamayı tercih ediyorlar. Oysa ki kendi tasarladıkları, dönüştürdükleri bir mobilya onlara kendilerini daha iyi hissettirecek…

İlginiz için teşekkür ediyorum.
Ben de teşekkür ediyorum İbrahim Ethem Bey.

 

İbrahim Ethem Gören, 06.07.2026 / Yazı No: 506
 

Öne Çıkan Yazılar

Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak filmi Sanatlar Akıl Fenerinden Gönül Aynasına: Bir Adam Yaratmak!
Akıl Fenerinden Gönül Aynasına: Bir Adam Yaratmak!
Sanatlar 28 Nisan 2026
mihveri alem Sanatlar Mihver-i Âlem’e Müşfik Nazar!
Genç tezhip sanatkârı Esra Çukurlu’nun yolu ise, başından beri ölçüyü, sükûneti ve yerli yerindeliği kendine rehber edinmiş bir istikamet üzere seyrediyor.
Sanatlar 27 Ocak 2026