Akıl Fenerinden Gönül Aynasına: Bir Adam Yaratmak!

Akıl Fenerinden Gönül Aynasına: Bir Adam Yaratmak!


Düşünce ve edebiyat tarihimizin âbidevî şahsiyetlerinden “Sutân’uş-Şuarâ” Necip Fazıl Kısakürek’in 1937 yılında kaleme aldığı, varoluş sancısının ve trajik dehanın zirvesi kabul edilen şaheseri "Bir Adam Yaratmak", nihayet beyaz perdenin imkânlarıyla yeniden hayat buldu. Yönetmenliğini ve senaristliğini Murat Çeri’nin üstlendiği film Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleşen görkemli galanın ardından, 1 Mayıs 2026 itibarıyla izleyicisiyle kucaklaşıyor.

Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak filmi
Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak filmi
Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak filmi
Necip Fazıl Kısakürek Bir Adam Yaratmak filmi
Önceki slayt
Sonraki slayt

Dört Yıllık Sabır ve Sanat İşçiliği

Bir edebi metni, hele ki Necip Fazıl gibi kelimeleri birer kılıç gibi kullanan bir dehanın piyesini sinemaya uyarlamak, ustalık ve cesaretle birlikte adanmışlık da gerektirir. "Yönetmenler konuşabilseydi film çekmezdi" ve "Kaderimin senaryosunu yazsaydım böyle bir senaryo kaleme alırdım" diyen Murat Çeri, bu sancılı ama bir o kadar da kıymetli süreci şu sözlerle anlatıyor: “Bir edebi metni senaryoya, sinemaya uyarlamak zor. Hele Necip Fazıl Kısakürek’in eserini sinemaya uyarlamak daha zor. En sonunda Üstadın dehasına yakın görseller bularak onun şaheserini insanlara gösterebileceğimiz sinemayı oluşturduk. 22 günde çektik geceli gündüzlü. Ama o 22 güne ulaşabilmek için iki sene harcıyorsunuz; film haline getirebilmek için bir iki sene daha... Günün sonunda dört senenize mâl oluyor.”

Yönetmen Çeri’nin işaret ettiği dört yıllık emek, Üstad’ın kelâmındaki o keskin derinliği, görsel bir dilin ihtişamıyla birleştiren “hamle çapında” bir esere dönüşmüş durumda. Yapımcılığını Filimetre Medya Yapım’ın üstlendiği filmde; Engin Altan Düzyatan, Deniz Barut, İsmail Hakkı, Hakan Meriçler, Murat Serezli, Gülper Özdemir, Caner Topçu, Altan Erkekli ve Serpil Tamur gibi güçlü bir kadro rol alıyor.

“İnsan Niçin Delirir Osman?”

Film, gerçekle kurgu arasında sıkışan ünlü tiyatro yazarı Hüsrev’in varoluş sancılarını merkeze alıyor. Tanıtım fragmanında yankılanan "Akıl denilen o muazzam fener, günün birinde insanın kendi içindeki karanlığı aydınlatmaya yetmezse?" sorusu, izleyiciyi arayış içindeki ruhun karanlık dehlizlerine davet ediyor.

Hüsrev, babasının intiharının travmasını taşırken, yazdığı “Ölüm Korkusu” adlı oyundaki karakterin kaderi ile kendi kader çizgisini iç içe geçiriyor. Sanatçı kimliği ile ferdî (bireysel) varoluş arasındaki çatışmayı, ibdâ (yaratma!) süreci, vicdan, sorumluluk ve kader kavramlarını psikolojik bir derinlikle ele alan yapım; ölüm korkusunun dondurucu ağırlığını ve metafizik kaygıları soluksuz bir yolculukla takip ediyor. Hüsrev’in kendisini bir “adam yaratmış” (karakterine hükmedebildiğini sanan) gibi hissetmesi, aslında kaderine hükmedemediği gerçeğiyle yüzleştiğinde büyük bir yıkıma dönüşüyor.

Sanatın Kalbi AKM’de Attı

Filmin, 27 Nisan Pazartesi günü AKM’de düzenlenen galası, sanat dünyasının kıymetli isimlerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşleri Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleriyle onurlanan galaya, Hattat-Ebrucu Hasan Derviş’le birlikte katıldık. Geleneksel sanatlarımıza ömür veren Hattat Turan Sevgili, Hattat Gürkan Pehlivan gibi pek çok ismin iştiraki, filmin köklü bir sanat geleneğinin izdüşümü olduğunun da bir kanıtı mahiyetindeydi.

“Olan Olmuştur, Olacak Olan da Olmuştur”

Gecenin en manidar anlarından biri, yönetmen Murat Çeri’nin Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim ettiği hediye oldu. Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbedarı Ahmed Âmiş Efendi’nin meşhur “Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur” sözünün yazılı olduğu levha, Hattat Mahmut Şahin’in talebesi Merve Kara Kızılkaya’nın celî ta’lik kaleminden neş’et etmiş. Bu hakikat umdesi, filmin mesajını hüvesi hüvesine iletiyor.

Dilin Hicreti ve Telaffuz Sancısı

Necip Fazıl’ın ruhun dehlizlerinden süzerek kaleme aldığı piyesin üzerinden geçen doksan yıl, Türk dilini büyük bir istihale (başkalaşma) ve değişime maruz bırakmıştır. Filmin üstlendiği temel misyonlardan biri de günümüz insanının irfanına arz edilmesi elzem olan kıymetli kelimeleri yeniden gün yüzüne çıkarmaktır.  Ancak bugün; alaka, arşın, asabî, azap, âlem, baht, buhran, cemiyet, cinnet, ecza, emel, faraziye, ferdiyet, galat, girift, hadise, hâssa, hodgam, hurdahaş, infial, istîdat, istirham, kâbil, kudret, marazî, mazur, medet ummak, meş’um, mevzu, mihrak, miskin, mîsal, mukabele, muhafaza, muhakkak, muvaffakiyet, muvâzene, müdafaa, müflis, müstahak, müteessir, nazariye, nebat, nisbet, nevi, patiska, riyâziye, seciye, sıhhat, şuur, tahammül, tasavvur, tasvir, tedbir, teferruat, tenkid, terkip, teessür, teşrih, vak’a, vehim ve yafta gibi onlarca mefhum, ne yazık ki lügatlerimizin kuytu köşelerine çekilmiştir.

Bu estetik ve lisanî derinliğin muhafazası adına oyuncuların hususi bir eğitime tabi tutulmaları mecburiyet olarak karşımızda durmaktadır. Nitekim, filmin başrol oyuncusunun dahi; azap, müdâfaa ve hâssa kelimelerini o vakur ve asıl ses değerleriyle telaffuz edemeyişi, dilin bu sancılı hicretinin sahnede yankılanan bir tezahürüdür.

Uluslararası Başarı

Dünya prömiyerini 43. Fecr Uluslararası Film Festivali’nde, Türkiye prömiyerini ise 13. Boğaziçi Film Festivali’nde yapan yapım, uluslararası arenada büyük ilgi gördü. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklediği film, Chennai Uluslararası Film Festivali kapsamında “Second Best International Feature Film” ödülüne layık görüldü. Başrol oyuncusu Engin Altan Düzyatan ise Boğaziçi Film Festivali'nde “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü kazandı.

Hamle Çapında Bir Eser

Filmle ilgili hüküm cümlemizi Üstad’dan ilhama kuralım: "Laf var ki laftır, laf var ki iştir. İş var ki laftır. Bize iş kadrosunda laf, hamle çapında iş lazım." Günün sonunda hamle çapında bir sinema filmine imza atan Murat Çeri’yi tebrik ediyorum.

"Bir Adam Yaratmak", sadece bir seyirlik değil; akıl, ruh ve kader üçgeninde verilmiş büyük bir imtihanın seyridir. Kefeninden önce çürüyecek olan insana yaradılış gayesini hatırlatan bu sarsıcı yolculuğa tüm sanat dostlarını davet ediyoruz. Kendi iç karanlığımıza tutulan o "muazzam feneri" yeniden fark etmek adına bu film eşsiz bir fırsat.

İbrahim Ethem Gören, 28.04.2026 / Yazı No: 497

Öne Çıkan Yazılar

mihveri alem Sanatlar Mihver-i Âlem’e Müşfik Nazar!
Genç tezhip sanatkârı Esra Çukurlu’nun yolu ise, başından beri ölçüyü, sükûneti ve yerli yerindeliği kendine rehber edinmiş bir istikamet üzere seyrediyor.
Sanatlar 27 Ocak 2026