Üsküdar’da Ebru Teknesinde Ötelere Yolculuk!

Üsküdar’da Ebru Teknesinde Ötelere Yolculuk!


“Ötelerden Mesaj Var” başlığını taşıyan sergi, hat, ebru, tezhip ve minyatür sanatlarını müşterek gaye etrafında bir araya getirdi.

Serdal Şimşek sergisi
Serdal Şimşek sergisi
Serdal Şimşek sergisi
Serdal Şimşek sergisi
Serdal Şimşek sergisi
Önceki slayt
Sonraki slayt

Ebru sanatçısı Serdal Şimşek’in ikinci şahsî sergisi, 5-18 Ekim tarihleri arasında Üsküdar’da sanatseverlerle buluştu. “Ötelerden Mesaj Var” başlığını taşıyan sergi, hat, ebru, tezhip ve minyatür sanatlarını müşterek gaye etrafında bir araya getirdi. Yirmi üç sanatçının katkısının sebkat ettiği eserlerde, başta âyet-i kerîmeler ve hadis-i şerifler olmak üzere Veda Hutbesi, Medine Sözleşmesi ve Kudüs Emanname’si gibi metinlerde yer alan ilahî mesajlar sanatın diliyle yorumlandı. Altı yıllık hazırlık sürecinin ardından sanatseverlerin nazarına sunulan sergi, Şimşek’in ebru yolculuğunu, hocalarından devraldığı sanat emanetini ve eserlerine yön veren düşünce dünyasını yakından tanımak için vesile teşkil etti.

Suyun Üzerinde Başlayan Meşk

Serdal Şimşek’in ebru sanatıyla tanışması, gündelik hayatın tekdüze akışı içinde yeni bir arayışa yöneldiği 2012 yılında gerçekleşti. Müzehhip bir arkadaşının tavsiyesi üzerine İSMEK Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde Yasemin Acar Kara Hanımefendi ile meşke başlayan sanatkâr, zamanla ebru sanatını ve üstadları tanıdı. 2013 yılında Alparslan Babaoğlu’nun kabulüyle meşkine devam ederek sanat yolculuğunda yeni bir merhaleye geçti.

Şimşek, ebruyu sabır ve sebat isteyen, hassas dengeler üzerine kurulu dakik bir sanat olarak tarif ediyor. Sâbitelerine riayet edildiğinde güzel neticeler veren bu sanatı engin bir deryaya benzetiyor. Tarihlenen ilk ebru örneklerinden itibaren yazıyla birlikte kullanılması ve kitap sanatları içerisinde yer alması da ona göre ebrunun medeniyetimizdeki müstesna kıymetini gösteriyor.

Geride kalan on iki yıllık sanat yolculuğunda sabrı, sebatı ve ebrunun ahkâmına göre vaziyet almayı öğrendiğini belirten Şimşek, tekrarın tekâmüle tesirini bizzat tecrübe ettiğini ifade ediyor. Böylece ebru meşki, mücerret anlamda sanatın teknik inceliklerini öğrenmekten ibaret kalmıyor; usule bağlılık, devamlılık ve zaman içerisinde olgunlaşma iradesiyle anlam kazanıyor.

Hocaların İzinde, Emanetin Peşinde

Şimşek’in sanat anlayışının teşekkülünde hoca-talebe münasebeti belirleyici yer tutuyor. Alparslan Babaoğlu’nun, merhum Mustafa Düzgünman’dan aldığı emaneti kendilerine tevdi ettiğini belirten sanatkâr, bu aktarımın İslâm sanatlarının umumi düsturlarına uygun biçimde, nazarî ve amelî yönleriyle gerçekleştiğini anlatıyor. Hocası Dr. Babaoğlu’nun meselelere daima çözüm odaklı yaklaşımını da dile getiren Şimşek, meşk sürecinden geriye kalan en mühim kazanımı bir cümleyle dile getiriyor: “Bize teknenin dilini öğretti.”

Teknenin dilini öğrenmek, ebrunun yalnızca uygulama safhasına hâkim olmak değil, onun hassasiyetlerini ve kaidelerini kavramak anlamına da geliyor. Hoca ile talebe arasında kurulan iş bu münasebet, sanatın inceliklerinin yanı sıra geleneğin taşıdığı bilgi ve tecrübenin de aktarılmasını sağlıyor. Şimşek’in sanat yolculuğu, bu yönüyle kendisinden önceki üstadların sanat-estetik emanetinee sahip çıkma, sanatı kutlu emanet misali omuzların üzerinde taşıma ve yaşatma gayretinin parçası olarak beliriyor.

Sanatın Diliyle Zamana Seslenmek

“Ötelerden Mesaj Var” sergisinin çıkış noktasında, günümüz insanının karşı karşıya kaldığı toplumsal ve manevi meseleler üzerine düşünme ve bu meselelere sanat vasıtasıyla dikkat çekme arzusu bulunuyor. Pandemi, deprem ve bölgesel savaşların insanları yalnızlaştırdığını, bu durumun hâlen devam ettiğini belirten Şimşek, toplum olarak değerlerden uzaklaşıldığı kanaatini taşıyor. Şikâyet ede ede şikâyetten de şikâyet eder hâle gelindiğini ifade ederek çözüm arayanlara ve cemiyet içerisinde çözümü bildiği hâlde kayıtsız davrananlara mesaj verme ihtiyacı duyduklarını söylüyor. Sergi fikri de bu ihtiyacın sanat yoluyla karşılık bulmasıyla şekilleniyor.

Arz ettiğimiz üzere altı yıllık hazırlık sürecinin ardından yirmi üç sanatçının emeğiyle meydana getirilen sergide hat, ebru, tezhip ve minyatür eserleri aynı gaye etrafında buluşuyor. Eserlerin metinlerinde günümüzle doğrudan ilişkili ‘Hakk Kelâmı’na yer verilirken, âyet-i kerîmelerin ve hadis-i şeriflerin yanı sıra Veda Hutbesi, Medine Sözleşmesi ve Kudüs Emanname’sinden de istifade ediliyor. Böylece farklı sanat dalları, insanın hayatını ve toplumsal münasebetlerini düzenleyen metinler etrafında müşterek bir ifade imkânı kazanıyor.

Serginin adında yer alan “Ötelerden Mesaj Var” ifadesi ile ebrucunun ifade ettiği “görünenin ötesini keşfetmek” vurgusu, Şimşek’in sanat ve hayat telakkîsinin merkezinde yer alıyor. Sanatkâr bu düşünceyi, kâinat vasıtasıyla Allah’tan gelen ve beş duyumuzla algıladığımız ilahî mesajlardan hareketle bütüne ulaşma çabası olarak açıklarken, renkler ve diller farklı olsa da insanların aynı ilahî davete muhatap olduklarını hatırlatıyor.

Ebrudaki renklerin birbiriyle münasebetinden hareketle farklılıkların birlikteliği üzerine de düşünen Şimşek, bu yaklaşımını şöyle ifade ediyor: “Ebru da olduğu gibi farklılıklarımıza rağmen “insan olma ve insan kalma” bilincinde bir araya gelebilirsek, tıpkı ebru teknesinde olduğu gibi birbiriyle uyum içinde bireylere dönüşebiliriz.” Bu düşüncede ebru teknesi, farklılıkların belirli kaideler çerçevesinde ahenk kazanabildiği birliktelik zemini olarak anlam buluyor.

Mazrufun Kıymeti, Zarfın Zarafeti

Serginin tanıtım görsellerinde eserlerin her birinin “zamana sığmayan hikâyeler saklayan birer kapı” olarak nitelendirilmesi, sanatkârın metin ile eser arasında kurduğu münasebeti de ortaya koyuyor. Şimşek, eserlerde kullanılan metinlerin ağırlıklı olarak âyet-i kerîmelerden ve hadis-i şeriflerden seçildiğini belirtiyor. Her insanın hayatı boyunca karşılaşabileceği meselelere çözüm sunan bu metinlerin zamansız olduğunu, belirli bir döneme hasredilemeyeceğini ifade ediyor. Bunun sebebini ise “Çünkü onlar Kelâmullahtır” sözleriyle açıklıyor.

Sanatkâra göre metnin taşıdığı mananın kıymeti, onu kuşatan eserin de kıymetli olmasını gerektiriyor. Bu düşüncesini, “Mazruf’un değeri, zarfın da değerli olmasını gerektirdi” cümlesiyle dile getiriyor. Hat, ebru, tezhip ve minyatürün imkânlarıyla şekillenen eserler, böylece taşıdıkları metinlerin manasını estetik çerçeve içerisinde görünür kılmayı amaçlıyor.

Şimşek’in ebruya bakışında sanatın latif tabiatı kadar tekrarlanamaz oluşu da mühim yer tutuyor. Aynı ebrucunun aynı malzemeleri kullanarak, aynı ortamda ancak benzer bir ebru meydana getirebileceğini belirtiyor. Her defasında farklı bir neticenin ortaya çıkmasını Cenâb-ı Hakk’ın lütfu olarak değerlendiriyor. Aynı usul ve malzemelerle çalışılsa bile ebru eserlerinin bütünüyle tekrarlanamaması, sanatkârın nazarında ebrunun kendine mahsus hususiyetlerinden sadece birini teşkil ediyor.

Geleneğe Bağlılık ve Tasarım Arayışı

“Ötelerden Mesaj Var” sergisinde geleneksel ebru formları ile estetik ve tasarım imkânları bir arada değerlendiriliyor. Şimşek, sergide geleneksel usule uygunluk şartıyla estetik ve tasarımla desteklenen eserlerin bulunduğunu belirtiyor. Kendilerinin de ihtiyaç olarak hissettikleri bazı denemeler ve yenilikler yapmaya çalıştıklarını ifade ediyor.
Bununla birlikte sanatkâr, eserlerdeki ilahî mesajların dışında ayrıca bir mesaj verme gayesi taşımadıklarını özellikle vurguluyor. Bu yaklaşımda geleneksel kaideler esas alınırken estetik ve tasarımla ilgili arayışlara da yer açılıyor. Şimşek’in üzerinde durduğu husus, yeniliklerin geleneksel usulün yerine geçmesi değil, bu usule bağlılık çerçevesinde yeni ifade imkânlarının araştırılmasıdır.

Üsküdar’a Selâm!

Ebru sanatının Hezarfen Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman gibi üstatlarla özdeşleşen kadim durağı Üsküdar’da sergi açmak, Şimşek için şahsî bir hatıraya yeniden dönmek anlamına geliyor. Ebruyu Üsküdar’da öğrendiğini belirten sanatkâr, bu buluşmayı bir nevi sıla-i rahim olarak nitelendiriyor.

Osmanlı Cihan Devleti asırlarında Hatib Mehmed Efendi’den sonra ebrunun ikinci zuhurunu Özbekler Tekkesi’nde gösterdiğini ifade eden Şimşek, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman ve Alparslan Babaoğlu vasıtasıyla tekâmül eden sanatın, sergi vesilesiyle Üsküdar’a selâm verdiğini söylüyor! Böylece kendi sanat yolculuğunun başladığı mekâna eserleriyle yeniden dönerken ebrunun tarihî hafızasıyla da buluşuyor.

Sergiyi her yaştan meraklı ve ilgili sanatseverin gezdiğini belirten Şimşek, öznesinde İstanbul’un yer aldığı eserlerine gösterilen ilgiden memnuniyet duyduğunu ifade ederken, ebrucunun ziyaretçilerle kurduğu bağ, hatıra defterine yansıyan ifadelerde de kendisini gösteriyor. Şimşek, defterde Arapça, Türkçe, Kürtçe, Çince, İngilizce, Almanca ve Rusça yazılan notların kendilerini tebessüm ettirdiğini söylüyor. “Güzel bir tevafuktu” ve “İyi ki Üsküdar’a yolum düşmüş” cümlelerinin yanı sıra, valizini kaybettiği için çok üzgün olan bir ziyaretçinin “Bu sergi iyi geldi” sözünü de hatırlatıyor. Farklı dillerde kayda geçirilen bu ifadeler, serginin izleyiciler üzerinde bıraktığı tesirin birbirinden farklı tezahürlerini ortaya koyuyor.

Ötelere, Yani Öze Doğru

Serdal Şimşek’in sergiyi gezenlerden son temennisi, onların kapıdan ayrılırken yalnızca gördükleri eserlerin estetik tesirini değil, hayatın manasına dair bir düşünceyi de beraberlerinde taşımaları… Uzaklardan gelerek, sıla-i rahim yapmışçasına dünya hayatının zevk ve çilesinin geçiciliğini hissetmelerini; gönüllerinde ve gözlerinde ötelerden, yani özden yana bir meyil oluşmasını arzu ediyor. Ziyaretçilerin “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” diyerek ayrılmalarını temenni ediyor.

Serdal Şimşek’in ebru yolculuğu, meşk ve gelenek yoluyla sanatın inceliklerini öğrenme gayretinin yanı sıra, eserin taşıdığı manayı kavrama arayışıyla da şekilleniyor. “Ötelerden Mesaj Var” sergisi ise hat, ebru, tezhip ve minyatür sanatlarının imkânlarını aynı çerçevede buluşturarak insanı görünenin ötesine bakmaya, hayatın manası üzerine düşünmeye, insan olmaya, insan kalmaya ve böylelikle kendi özüne yönelmeye davet ediyor.

İbrahim Ethem Gören, 19.10.2026 / Yazı No: 521
 

Öne Çıkan Yazılar

2026 Yılı Sanat Ödülleri Ustalar&Sanatkarlar 2026 Yılı Sanat Ödülleri Armutlu’da Sahiplerini Buldu
Etkinliğe Armutlu halkı ve sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
Ustalar&Sanatkarlar 14 Eylül 2026 7 dk.
hat yazısı Ustalar&Sanatkarlar Sanatkâr Portresi: Ömer Yıldız
Bu yazımızda bir Ramazan ilavesinin sahifelerinde başlayan merakın yıllar içinde meşke, icâzete ve kesintisiz sanat yolculuğuna dönüştüğü Ömer Yıldız’ın hikâyesine; hocaları, eserleri ve sanat anlayışı üzerinden müşfikâne nazar edeceğiz.
Ustalar&Sanatkarlar 31 Ağustos 2026 5 dk.
hasan aycın Ustalar&Sanatkarlar Çizgiler Arasında Bir Mütefekkir: Hasan Aycın
Sanat, estetik ve fikir, ruhun derinliklerinde birbirinden ayrılmayan üç hakikattir.
Ustalar&Sanatkarlar 04 Ağustos 2026 5 dk.