Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den Mehmed Şevki Efendi’ye, Hulûsi Efendi’den Muhiddin Tanır’a kadar uzanan bu güçlü silsile, Kastamonu’nun hat sanatındaki köklü yerini açıkça göstermektedir. Arz ettiğimiz silsilenin son halkalarından, Kastamonulu âlim hattatlardan biri olan Hattat Muhittin Tanır, vefâtından tam 70 yıl sonra örnek bir vefâ programıyla yâd edildi. 1956 yılında ebediyete irtihal eden müderris bir hattatın, aradan geçen onlarca yıla rağmen unutulmaması ve hatırasının canlandırılması, kültür tarihimiz adına mühim bir kazanç olarak karşımızda duruyor.
1876 yılında Kastamonu’nun Karamukmolla Köyü’nde dünyaya gelen Muhittin Tanır, ilk yazı derslerini babası Kirişçi Hoca Mehmet Efendi’den almıştır. Dehası ve azmiyle dikkatleri üzerine çeken Muhittin Tanır dönemin İslam dünyasının önemli ilim merkezlerinden biri olan Mısır El-Ezher Üniversitesi’nde hat dersleri verecek seviyeye ulaşarak, sanatında sol elini daha çok tercih etmesinden ötürü "Muhiddin Yesârî" lakabıyla da anılmıştır.
Kastamonu Valiliği, 20 Ekim 2025 tarihinde Kastamonu Kent Müzesi’nde düzenlediği “Gönüllere Yazılan Sanat Kastamonulu Ünlü Hattat Muhiddin Tanır Hat Sergisi” etkinliğiyle hemşehrisine vefâ göstermiştir.
Kastamonulu Hattat Emrullah Demirkaya, kültür tarihçisi, Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’e gönderdiği Hattat Muhittin Tanır’ın fotoğrafının arka yüzüne sanatkâra müteveccih şu cümleleri yazmıştır: “Muhittin Tanır adındaki bu zat yazı hocalarımdandır. 1292 tarihinde Kastamonu'da doğmuştur. Babası da hattatlardan Mehmet Hamdi Efendi'dir. Muhittin Tanır aynı zamanda hakkâktır. Şimdi ihtiyar ve malul vaziyettedir. Mısır'da Ehl-i Hadit ve Medarisi Şeyh Salih'te yazı hocalığı da yapmıştır. Kavala'da İmareti Hayriye'de de yazı hocalığı yapmıştır. Sülüs ve Nesih ve Rika yazıda çok kuvvetlidir, birçok levhası vardır. Hasan, Turgut ve Sami adında üç oğlu vardır. Bunlardan 20 yaşında ve halen asker olan Turgut'ta yazı merakı vardır. El yazısı eklidir.” (Kastamonu Valiliği Yayınları, Süheyl Ünver’in Kastamonu Defterleri, Yayına Hazırlayanlar: Serap Denizmen-Mehmet Öztürk, s. 296)
Kastamonu merkezindeki Karanlık Cami tavanında yer alan Esmâ’ül-Hüsna yazıları başta olmak üzere, şehrin birçok camiinde ve özel koleksiyonlarda kalıcı izler bırakmıştır. Üstad Tanır, sadece kıymetli eserler üretmekle kalmamış, aynı Kastamonu’da kurduğu mütevazı yazı mektebiyle de hat sanatının sürekliliğine ve nesiller boyu aktarılmasına mühim katkılar sunmuştur.
Vefâtının ardından zaman içerisinde yeri kaybolan üstadın Gümüşlüce Mezarlığı’ndaki kabri, 2022 yılında araştırmacı Mahmut İslamoğlu’nun titiz gayretleriyle yeniden tespit edilmişti. O dönem yerleştirilen geçici taşın bilgisayar hattıyla yazıldığını fark eden günümüzün usta hattatlarından Mahmut Şahin, Hasan Derviş ve sanat danışmanı İbrahim Ethem Gören’den oluşan heyet, bir hat üstadının kabrine dijital mahreçli yazının yakışmayacağını belirterek harekete geçti.
Kısa süre içerisinde Hattat Mahmut Şahin’in ta’lik hatla kaleme aldığı, iş insanı Seydi Kurtuluş’un destekleri ve Hattat-Ebrucu Hasan Derviş’in emekleriyle mermere nakşedilip yeni kitâbe, düzenlenen mütevazı bir merasimle ait olduğu yere yerleştirildi.
Malum olduğu üzere mezar kitâbeleri, alelade birer taş olmanın ötesinde, bu topraklar üzerindeki varlığımızı, köklü medeniyetimizi ve bir adım öte kimliğimizi hatırlatan bir nevi tapu senetleridir. Bir hat mualliminin kabrini, hayatını vakfettiği geleneksel usullere uygun bir sanat eseriyle taçlandırmak, yalnızca geçmişe duyulan bir hürmet değil, bu coğrafyanın ilmîne ve sanat hafızasına sahip çıkmaktır.
Şair Hamdi’nin (Kastamonu İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Hamdi Nalbant) kaleme aldığı ve yeni mermer taşa işlenen dört mısralık tarih kıt’ası, klasik baştaşı geleneğin son örneklerinden birini günümüz insanının irfanına arz ediyor:
Elem düşdi tarihe vedâ’ itdi dünyaya
Hattât Muhyiddin Efendi erdi dâr-ı cinâna.
İş ziyâde mahmûd oldı sundık hamdi Mevlâya
İhyâ idince ol makberi duâ itdük mevtâya.
İçinden vefa geçmekte olan iş bu kıt’a, tek bir metinde ebced hesabıyla iki farklı tarihi birden müjdeliyor. İlk mısradaki “elem düşdi tarihe” ifadesinden “elem” kelimesinin sayı değeri düşüldüğünde üstadın vefât yılı olan Hicri 1375 (Miladi 1956) tarihi elde ediliyor. Son mısraın ebced değerinden ise, üçüncü mısrada hem yapılan işin güzelliğini öven hem de bu ihyada emeği geçen Mahmut İslamoğlu ve Mahmut Şahin’e atıfta bulunan "mahmûd" kelimesinin sayı değeri düşüldüğünde, kabrin bulunup ilk ihyasının yapıldığı Hicri 1444 (Miladi 2022) yılına ulaşılıyor.
Bu vesileyle Kastamonu’dan Mısır’a uzanan hayat yolculuğunun eksenine eskilerin, “cismânî âletlerle icrâ edilen rûhânî mühendislik” dediği hat sanatını yerleştiren Hattat Muhittin Tanır’ı rahmetle yâd ediyor; vefâtından 70 yıl sonra Kastamonulu hattat Muhittin Tanır’ın mezâr kitâbesini aslına uygun şekilde ihyâ ederek geleceğe miras bırakan yazı sanatımızın gönlü geniş ustalarına teşekkürlerimizi arz ediyoruz.
Hâmiş: Yazıda kullanılan Hattat Muhittin Tanır ketebeli eser görselleri İbrahim Ethem Gören, Emrah Küçükşengün ve Mahmud İslamoğlu koleksiyonlarından alınmıştır.
İbrahim Ethem Gören, 29.06.2026 / Yazı No: 505