Fuadnâme Hat ve Ebru Sergisi
Başakşehir Belediyesi Şehir Sanat Galerisi’nde temâşâya açılan “Fuadnâme Hat ve Ebru Sergisi”, Hattat-Ebrucu Fuat Başar’ın yarım asrı aşan sanat seyr ü sülûkunu merkeze alırken, aynı irfan ve sanat ikliminde yetişip üretimlerini bugün de sürdüren usta sanatkârların eserlerini bir araya cem ederek; hat ve ebru sanatlarının disiplin, denge ve estetik telakkîsini, usta-çırak silsilesi ve kuşaktan kuşağa intikal eden sanat hafızası zemininde mânâlı bir terkîp hâlinde gözler önüne seriyor.
Üstadlar ve Üstad Eliyle Kemâle Ermiş Ustalar
Sergide, Fuat Başar Hoca’nın her biri diğerinden âlâ, keyfiyeti hâiz yazılarıyla birlikte eserleri yer alan üstadların isimlerini zikretmemiz yerinde olacaktır: Sami Efendi, Nazif Efendi, Kâmil Akdik, Hamid Aytaç, Mustafa Halim Özyazıcı, Ali Alparslan, Yusuf Bilen, Adem Sakal, Levent Karaduman, Gürkan Pehlivan, Faruk Eratlı, Mevlüt Beşir, Mehmet Özçay, Osman Özçay, Ali İhsan Sakal, Avni Nakkaş, Doğan Çilingir, Levent Karaduman, Hilmi Karasakal, Zehra Sabriye Dinçer, Ebuzer Özkan, Murat Okumuş, Kadir Sakoğlu, Aydın Köse, Abdullah Nazlı, Abdullah Sağlamer, İbrahim Kuş, Yılmaz Turan, Cevat Huran, Ayşe Karakuş, Abdullah Yusuf Ekinci, Mevhide Süheyla Demir, Gülsüm Aydın, İbrahim Keleş, Muhammet Fatih Yıldız, Muhammed Yaman, Emre Sessiz, Hasan Hüseyin Durmuş, Ayşe Kaya ve Eda Funda Özkan.
Başakşehir Klasik Ebrularla Şenlendi
Fuadnâme’nin ebru bölümünü şenlendiren ebrucuların isimlerini de burada hususen yâd etmek icap ediyor: Özbekler Tekkesi Şeyhi İbrahim Edhem Efendi, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman, Fuat Başar, Gülseher Kahraman, Ahmet Çoktan, İbrahim Hakkı Yiğit, Tülay Taslacıoğlu, Zehra Sabriye Dinçer, Muhammed Emin Başar, Eda Özbekkangay, Neslihan Düzdaş, Eda Funda Özkan, Tuğra Ruhengiz Azaklı, Hüseyin Yalçınkaya, Hülya İlter, Firdevs Çalkanoğlu, Hülya Demirel, Ayten Hızır, Sabri Kalender, İsmail Dündar, İbrahim Boz, Müjgan Uçar, Salih Ülker, Melike Kazaz, Alaattin Zengin, Miraç Günaydın Ağırman, Hilal Şiir, Hatice Öztürk, Esen Sarı, Neslihan Sarıhasanoğlu, Zeynep Acar, Safiye Betül Erbaş ve Hülya Guruhan Küçükali.
Fuadnâme’de Üstadlarla Hasbihal Ettik
Bu kâbil sanat buluşmaları, sanatkârların bir araya gelmesine vesile olması bakımından ayrıca kayda değer bir keyfiyet. Bu vesileyle Türkiye’nin her tarafından oldukça geniş bir katılıma sahne olan Fuadnâme’de, geleneksel sanatlarımızın mümtaz isimlerinden Hattat-Ebrucu Fuat Başar, Prof. Dr. Yusuf Bilen, Prof. Dr. Münevver Üçer, Doç. Dr. Kaya Üçer, Gürkan Pehlivan, Murat Kılıç, Levent Karaduman, Savaş Çevik, Ahmet Çoktan, Kemalettin Aktaş, Tuğra Ruhengiz Azaklı, Hülya Demirel, Kadir Sakoğlu ve Yasin Ünal ile hasbihal etme imkânı bulduk.
Erzurum’dan İstanbul’a Uzaman Sanat Seferi!
Sergi sonrasında, Savaş Çevik’in moderatörlüğünde icra edilen söyleşide, Savaş Çevik ve Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı, Fuat Başar Hoca ile dünden bugüne uzanan sanat yolculuklarına ve hâtıralarını dinleyicilerin irfanına arz ederken; Fuat Başar da hüsn-i hat ve ebru ile yoğrulan, dîvân şiiriyle taçlanan Erzurum’dan İstanbul’a uzanan sanat seyr ü sülûkuna mufassalan temas etti.
Sözün bu yerinde, Hattat-Ebrucu Fuat Başar ile, 1989 yılında Tepe Edebiyat Sanat dergimizin kapağını süsleyen lâle ebrusunu neşretmekle başlayan hukukumuz muvacehesinde, muhterem hocamızın sanat yolculuğuna müşfikâne nazar etmemiz vakıaya mutabık olacaktır.
Fuat Başar: Hüsn-i Hat, İlm-i Hat Sanatıdır
Fuat Başar Hoca’nın sanat telakkîsinin merkezinde, meseleyi hulâsa eden berrak ve sarsılmaz bir cümle duruyor: “Geleneksel sanatlar dediğimiz mefhum aslında İslâm sanatlarıdır.” Bu anlayış, kaynağını vahdet fikrinden alan medeniyet tasavvurunun tabiî bir neticesidir. Hüsn-i hat da, ebru da, tezhip de, cilt de bu vahdet idrakinin farklı cephelerden tecellî eden yüzleridir. Hoca’nın sıkça ve bilhassa altını çizerek ifade ettiği üzere kalem mesaisi ilm-i hattır.
Hüsn-i hat, ilm-i hat sanatıdır
Yani bu yol, sadece estetik bir süsleme yahut göze hitap eden bir zarafet arayışı değil; ilim, edep, terbiye ve teslimiyetle yoğrulan ve netice itibarıyla ‘ilâ-yı kelimetullah’a hizmet eden irfan yoludur.
Ebru: Kıl Payı Kurtulan Bir Medeniyet Mirası
Fuadnâme sergisini tezyin eden levhaların arasında, Fuat Başar Hoca’nın hocası Mustafa Düzgünman’ın silueti âdeta sessizce dolaşıyordu!
Erbabınca malum olduğu üzere ebru sanatının son büyük halkası Mustafa Düzgünman; Üsküdar’da attarlık yapan, Aziz Mahmud Hüdâyî Türbesi’nin türbedarlığını deruhte eden, kanaatkâr, kul hakkı hususunda fevkalâde titiz bir sanatkârdı. Yıllar boyunca ebru yaptı; kıymeti bilinmedi, yaşadığı dönemde adı fazla anılmadı. Nihayetinde ise, Hezarfen İbrahim Edhem Efendi ve Necmeddin Okyay eliyle Osmanlı Cihan Devleti’nden günümüz Türkiyesi’ne aktarılan ebru sanatını Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu, A. Sabri Mandıracı Timuçin Tanarslan ve Aydın Gülan gibi hakikatli talebelerine emanet ederek Karacaahmet’te ebediyet yurduna sırlandı!
Fuat Başar: Biz Mustafa Düzgünman Hoca’nın Çıraklarıyız
Fuat Başar Hoca’nın, hocasına dair söylediği şu cümle, ebru sanatı silsilenin sabır, edep ve tevazu iklimini tek başına hulâsa etmeye kâfidir:
“Düzgünman Hoca elli sene ebru yaptı ve asla ‘ben ustayım’ demedi. Biz hâlâ onun çıraklarıyız.”
Bugün ebrunun, kurs afişlerine ve üç-beş aylık “hızlandırılmış sanat” heveslerine kurban edilmesi karşısında Fuat Başar’ın itirazı son derece sarih ve sarsıcı:
“Sanatta usta olunmaz. Sanat, bir ömür boyu süren bir edep yolculuğudur.”
Hat Yasaktı!
Bundan yarım asır önce, hüsn-i hatla meşgul olmak neredeyse bir cürüm sayılıyordu. Bugün sergilerde hayranlıkla temâşâ ettiğimiz Türk-İslâm sanatlarının, daha düne kadar kanunen yasaklı bir sahaya itildiğini Fuat Başar Hoca ibretle hatırlatıyor: “Hat öğretirsiniz, yazı yazarsınız, polis basar!” Bu cümle, Cenab-ı Hakk’ın kelâm sıfatının bir nevi tecellisi olan hüsn-i hattın tahakküm ikliminde, nasıl bir baskı ve suskunluk ikliminde hayatta kalma mücadelesi verdiğinin ibretlik vesikasıdır.
Edep: Medeniyetin Omurgası
Fuadnâme’nin asıl omurgasını, Fuat Başar Hoca’nın edep merkezli sanat telakkîsi teşkil ediyor. Onun meseleyi kökünden kavrayan şu cümlesi, aslında bir medeniyet tarifidir: “Edep yoksa medeniyet de yoktur. Kulluk da, sanat da bir edep manzumesidir.”
Fuat Başar nezdinde İslâm sanatkârı kendini “yaratıcı” değil, sadece bir vesile olarak görür. Nitekim muhatabımız bu hakikati, irfan geleneğimizin veciz ifadesiyle şöyle dile getiriyor:
“Çek kendini aradan, zâhir olsun Yaradan.”
Fuat Başar, hâl ve kâl lisanıyla; Batı’da “ben yaptım” kibri etrafında teşekkül eden sanat telakkîsinin insanı daraltıp boğduğunu, buna mukabil İslâm sanatının ise insanı Hakk’a yaklaştıran bir terbiye ve teslimiyet yolu olduğunu ifade ediyor.
Hamid Aytaç: Bugün de yazımda bir eksik gördüm!
Sergi vesilesiyle, Fuat Başar Hoca’nın sıkça anlattığı ibretli bir hatıra yeniden hafızalara akın ediyor! Üstad Hamid Aytaç, bereketli sanat hayatının nihayetinde şu cümleyi kuracak kadar mahfiyet, mesuliyet ve edep şuuruna sahiptir: “Bugün de yazımda bir eksik gördüm.” Bu söz, hayatını sanata vakfetmiş bir üstadın, kemâlin sonu olmadığını bilen irfanını tek başına hulâsa etmeye kâfidir.
Gönül Diliyle Konuşun!
Osmanlı’da sanat, ahilik ve fütüvvet ahlâkı zemininde icra edilirdi. Usta-çırak münasebeti, icazet, niyâz, gayret, tevekkül, teslimiyet… Hepsi bu yolun ayrılmaz erkânıydı. Fuadnâme, Başakşehir’den bugünün sanat mahfillerinin idrakine anlamlı bir mesaj iletiyor:
“Gönül dilinizle konuşun ve dahi özünüz ve sözünüz bir olsun!
Mimar Sinan’dan Bir Damla Mürekkebe
Fuat Başar Hoca, sanatı “sanat-ı ebed-müddet” fikri çerçevesinde okuyor. Mimar Sinan’ın sivil ve dinî mimarî eserlerinden, kitap sanatlarımıza ve oradan mezar kitâbelerine kadar uzanan estetik silsile, hep bu idrakin mahsulüdür.
Eskilerin is mürekkepleri, bugün dahi yazı üzerinde hafî bir zikri terennüm ediyor! Fuat Başar’ın 1980 yılında İstanbul’da hayata ve sanata tutunmaya çalıştığı günlerde, elinin emeğiyle hazırlayıp Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı’nda, İbrahim Şubası Üstadımızın Dersaadet’inde, sanat taliplilerinin istifadesine sunduğu is mürekkepleri, cam hokkalarda hâlâ hayatiyetini muhafaza ediyor! Hattat Savaş Çevik, bu hadisenin canlı şahidi iken; bugünün mürekkepleri kâğıdın yaşı kemâle ermeden aydınlığını yitiriyor! Bu fark, üretim tekniğiyle telif edilebilecek bir mesele olmaktan ziyade ihlâs ve samimiyet umdesidir.
Sanat Gösteri Değil, Emanettir
Sultanahmet’te ebru “gösterisi” izleyip de “Ben de oldum” diyenlerin hikâyesi, Fuat Başar Hoca’nın sıkça anlattığı ibretlik misallerden biridir. Çünkü sanat, halkın önünde bir gösteri olarak icra edilmez. Peki ne yapılır? Emanet olarak ehline teslim edilir. Gün gelir, talebesinin talebesi Süleyman Demirel Üniversitesi’ne hüsn-i hat profesörü olur.
Sanat, İnsan Olma ve İnsan Kalma Davasıdır
Fuat Başar Hoca’nın veciz ifadesiyle sanat, “şaheser ortaya koydum” deme işi değildir. Sanat, adam gibi yaşama işidir. Sanat, insan olma ve insan kalma davasıdır.
Bir Sergiden Daha Fazlası
Fuadnâme, sadece Fuat Başar’ın ve öğrencilerinin eserlerini sergileyen bir etkinliğin ismi değil; dünden bugüne uzanan sanat ahlâkına, medeniyet idrakine, asliyet ve terkip şuuruna yaslanan muhasebe ve murakabe meydanıdır. Ve bu meydan boş değildir; sahibi vardır!
Hâsılı, bu sergi bize yazı ve ebru özelinde bir hatırlatmada bulunuyor: Geleneksel sanatlarımız ancak tevazu, sabır, edep ve teslimiyetle bugünden yarına taşınabilir.
Henüz yirmili yaşlarında Erzurum’dan İstanbul’a gelerek, geride kalan yarım asır boyunca geleneksel sanatlarımızı omuzlarında bir kutlu dava emanetçisi misali taşıyan Fuat Başar, yukarıda ifade edilen bu hükmün müşahhas misâlidir.
Müstesna Bir Sanat Durağı!
Başakşehir Belediyesi ile IRCICA’nın himâyeleriyle, Şükran Aydın’ın küratörlüğünde tertip edilen “50. Yılında Fuat Başar’a Armağan: Fuadnâme – Hat ve Ebru Sergisi” yarım asrı aşan sanat, edep ve irfan yolculuğunun hülâsası ve muhasebesi olarak hafızalarda yer eden kaçırılmaması gereken müstesnâ bir sanat durağı! Mezkûr durak, 25 Şubat 2026 tarihine kadar izleyicilerini Başakşehir’e bekliyor!
Hattat-Ebrucu Fuat Başar
7 Mart 1953 senesinde Erzurum’da doğdu. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni okudu. 1977 yılında ebru sanatına olan ilgi ve merakıyla Mustafa Düzgünman'a mektup yazarak ebru çalışmalarına başladı. Aynı dönemde Hamit Aytaç ile de mektuplaşarak hocadan hat dersi almaya başladı. 1980 senesinde sanat aşkını tıp öğrenimine tercih etti ve hocalarından feyz alabilmek için İstanbul’a geldi.
1980 senesinin 10 Eylül’ünde Hamit Aytaç Hoca’dan hat icazeti aldı. İcazet almasına rağmen vefâtına kadar hocasının dizinin dibinden ayrılmadı. 1989 yılının 10 Eylül’ünde ise büyük ebru ustası Mustafa Düzgünman’dan, biri Osmanlı Türkçesi olmak üzere üç ebru icazeti aldı. Hocalarının vefâtı ile kendi atölyesini kuran Fuat Başar, bu tarihten itibaren profesyonel ebrucu ve hattat olarak hayatını sürdürmektedir. Günümüzde Türkiye’nin her bir köşesinde icazetli talebeleri ebru ve hat sanatını öğretmektedir.
Dünya çapında birçok hattat ve ebru ustası yetiştiren sanatçı, 350’nin üzerinde kişisel ve karma sergiye iştirak etti. Uluslararası birçok sanat faaliyetine katıldı. Amerika, Almanya, Japonya, Malezya ve diğer birçok ülkede ebru sanatı tanıtımında bulundu.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nde ebru fizikokimyası konusunda çalışmalarda bulundu.
Ebru konusunda yayınlanmış kitabı ve birçok makalesi vardır. Çok sayıda radyo ve televizyon programına katılan, yerli ve yabancı belgeselleri, röportajları, çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları olan Fuat Başar, birçok kitabın hazırlanmasına da katkıda bulunmuştur.
Eserleri dünyanın birçok müzesinde, yurt içi ve dışındaki koleksiyonerlerde bulunmaktadır.
2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük ödülünün hâmili Fuat Başar, Japon İmparatoru, Malezya Başbakanı ve Suudi Arabistan Kralı Faysal başta olmak üzere birçok devlet başkanı ve bakanın tuğralarını çekmiştir.
Kaynakça
Gören, İ. E. (2020, 20 Mart). Üstad Fuat Başar’ın dilinden geleneksel sanatlarımız-I. İttifak Gazetesi.
Gören, İ. E. (2020, 21 Mart). Üstad Fuat Başar’ın dilinden geleneksel sanatlarımız-II: Kâinatın temeli sanattır. İttifak Gazetesi.
Gören, İ. E. (2023, 23 Haziran). Fuat Başar ile sözlü tarih görüşmesi [Özel Arşiv]. Sultanahmet.
Gören, İ. E. (2025). Aşkın Sûreti Hilye-i Şerîfeler (s. 148–157). Yıldız Holding.
Başakşehir Belediyesi. (2026, Ocak). 50. yılında Fuat Başar’a Armağan: Fuadnâme hat ve ebru sergisi kataloğu. Başakşehir Belediyesi.
Başakşehir Belediyesi. (2026, 14 Ocak). Söyleşi etkinliği: Fuat Başar’a dair [Panel/Söyleşi]. Moderatör: Dr. M. Savaş Çevik; Konuşmacılar: Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı-Turan Sevgili (çevrimiçi). Başakşehir, İstanbul.
İbrahim Ethem Gören, 15.01.2026/Yazı No: 482