İranlı tezhip sanatçısı Masoumeh Vashari ile, Dubai Royal Noor Art Gallery’de açılan “The Flourishing of Art / The Sublimeness of Art” başlıklı sergisi vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşide; tezhibin mânâ ile kurduğu ilişkiyi, biçim-anlam dengesini, geleneğin günümüzde nasıl diri tutulabileceğini, haz ve hız çağında sabır eksenli sanatın, insan olma ve insan kalma yolunda sunduğu istikamet çizgisi üzerine konuştuk.
İçinden estetik, renkler, sanatla varoluş şuuru geçmekte olan işbu sanat yolculuğuna, Masoumeh Vashari’nin düşünceleri eşliğinde yakından bakıyoruz.
Gelenek, Dil ve Medeniyet: Masoumeh Vashari Örneği
Tezhip, yüzyıllar boyunca yazının izzetini muhafaza eden, kelâmın etrafında edep üzere örülmüş altın bir sükûttur. İran tezhip geleneğinin çağdaş temsilcilerinden Masoumeh Vashari’nin eserleri, İran’da tezhip sanatının ne kadar diri ve müessir bir dil olarak varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
Sanatkârın geçtiğimiz ay Dubai Royal Noor Art Gallery’de açılan “The Flourishing of Art / The Sublimeness of Art” başlıklı sergisi, yalnızca estetik bir teşhir değil; tezhibin bizatihi medeniyet telakkîsi olarak kuvvetli âvâzının bulunduğunun açık işareti olarak karşımızda duruyor!
Tezhip: Süs Değil, Hürmet Dili
Ehl-i nazar için tezhip, yazının kenarında yer alan bir bezeme değil; anlamın vakarını muhafaza eden bir huduttur. Bu hüküm cümlesinden hareketle Masoumeh Vashari’nin sanat anlayışında tezhip, metni süslemekten ziyade onu yüceltme vazifesini üstleniyor.
Kâinatın ilahî nizam ve dengesi, onun nazarında tezhip sanatının aslî kaynağı... Renk, oran ve ışık; bu nizamın insan eliyle metin etrafında yeniden kurulmuş hâlidir, bir adım öte Üstad Barbaros Ceylan’ın ifadesiyle sanat bağlamında “insan olma ve insan kalma” mücadelesidir.
Bu zaviyeden hareketle sanatkâr, tezhibi yalnızca estetik bir maharet olarak değil; hikmet, ölçü ve ahlâkla yoğrulmuş bir medeniyet dili olarak görüyor. Bu sebeple hakikatli sanatçıların eserlerinde gösterişten ziyade kelâm-ı ilâhiye hürmet hizmet öne çıkıyor.
Biçim ile Mânânın Ayrılmazlığı
Vashari’nin sanat anlayışında biçim ve mânâ birbirinden ayrılmaz iki unsur olarak karşımızda duruyor.
MSGSÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Taşkale’nin işaret ettiği üzere her metin, kendi ruhuna uygun bir tezhip istiyor. Yazının muhtevası, ait olduğu dönem ve taşıdığı anlam; kompozisyonu, renkleri ve altının dozunu tayin ediyor. Bu anlayış, özellikle sûre-i celîlelerin ve âyet-i kerîmelerin tezhibinde daha belirgin hâle geliyor. Zira her kelâm altın talep etmiyor, tevazudan uzak bezeme biçimleri de kelâma sakil düşüyor!
Sanatkârın ifadelerinde, tezhibin tarihî bağlamla birlikte düşünülmesi gerektiği açıkça hissediliyor. Metnin yazıldığı asır, kullanılan üslup ve seçilen renkler; yalnız estetik tercihler değil, anlamın gerektirdiği edep ölçülerine göre belirleniyor.
Gelenekle Kurulan Diri Bağ
İran tezhip geleneği içinde özellikle hatâî ve şükûfe başta olmak üzere pek çok desene yakınlık duyan Vashari, bu fonmları tekrar edilen kalıplar olarak değil; yazının ifade ettiği anlama hizmet eden canlı bezeme unsuru olarak ele alıyor.
Gelenek, Her Yüzyılda Bezeme Eliyle Şenlendirilmesi Gereken Hakikat Umdesidir!
Muhatabımız nezdinde gelenek, önceki asırlarda kitap sanatlarının iki kapağı arasına sıkıştırılarak orada donup kalmış bulunan miras unsurları değil; bilakis her yüzyılda bezeme eliyle yeniden şenlendirilmesi gereken hakikat umdeleridir.
Sanat, Ahlâkla Birlikte Yükseldiğinde Kıymetlidir
Usta-çırak silsilesi ise arz ettiğimiz şenlendirmenin en mühim taşıyıcısıdır. Sanatkâr, İranlı meşhur ustalarla çalışmış olmasının kendisine yalnız teknik değil, ahlâkî bir terbiye de kazandırdığını vurguluyor. Zira ona göre sanat, ancak ahlâkla birlikte yüceldiğinde kıymet kazanırken, bu satırların yazarı Hattat Mahmut Şahin’in “Edepsizlik heder eder padişahı” ibaresini hâvî celî ta’lik kalem güzeline müşfikâne nazar ediyor!
Altın ve Işık: Mânânın Aynası
Tezhipte altın, Vashari için maddî bir ihtişam unsuru değildir; buna mukabil, metnin taşıdığı anlamın nurunu yansıtan sembolik bir malzemedir. Metnin ifade ettiği mânâ ne kadar derin ve ulvî ise, kullanılan altın da o derece incelir! Nitekim Mushaf bezemelerinde tercih edilen parlak ve çok katmanlı altınlar, izleyiciyi ilk bakışta kelâmın azametiyle karşı karşıya bırakmayı hedefler.
Renk seçimlerinde Fars kültürünün tarihî mirası ile metnin içsel anlamını birlikte düşünen sanatkârın, yeri geldiğinde bezeyeceği metinleri günlerce okuyup tefekkür etmesi, nihayetinde ortaya çıkan eserin yalnız göze değil, kalbe de hitap etmesini temin ediyor.
Hız Çağında Tezhibin Daveti
Dubai gibi hız, tüketim ve gösteriyle anılan bir şehirde tezhip sergisi açmak, sanatkâr nezdinde mühim bir tecrübe... Zira çağdaş insan, her şeye süratle dokunup geçerken; tezhip, onu durmaya ve bakmaya zorluyor. Masoumeh Vashari’nin fırça tecrübeleri, bu ince sanatın, elini, eteğini modern zamanların çarklarına kaptıranları bile dakikalarca eser karşısında tutabildiğini gösteriyor.
Heyhat!
Heyhat! Tezhip, öylece bakılıp geçilecek bir yüzey boyaması değil; sabır ve tefekkür eşliğinde öteleri ve ötelerin ötesini görmeyi gösteren gönül derinliği sunar. Bu yönüyle, tezhip haz ve hız çağında insanı yeniden iç dünyasına çağıran sanat disiplini olarak izleyicilerine gönül diliyle “merhaba” diyor!
Sanatın İzzeti ve Geleceğe Dair Endişe
Masoumeh Vashari’ye göre tezhip sanatının ve benzeri kıymetli sanatların karşı karşıya olduğu en büyük tehlike maddî anlamda ticarî bir nesneye indirgenmesidir. Ressam İsmail Şanal’ın da ifade ettiği üzere salt renk ve biçime dayalı işler, sanatın izzetini zedeler. Bunun önüne geçebilmek için hakikatli ustalar rehberliğinde nitelikli bir eğitim, sahih bir kültür-sanat zemini ve kıymetli eserlerin görünür kılındığı sergiler elzemdir.
Tezhipte Hakikat ve Anlamın İnşası
Masoumeh Vashari’nin sanatı, tezhibin yalnız geçmişe ait bir miras değil; her çağda yeniden dirilen bir hakikat olduğunu gösteriyor. Onun, Kubbe-i Hadrâ; Ravza-i Mutahhara eserlerinde olduğu gibi altın zahiri planda ilk bakışta parlıyor; lakin asıl parlayan, Efendimiz Aleyhisselâm sevgisi etrafında kurulan estetik gönül muhabbetidir. Bu sebeple onun sanatını, yalnızca bir tezhip pratiği değil; anlamı, daha doğrusu anlamı anlamlandıran sanat uğraşı olarak okumak daha doğru olacaktır.
Bu yönüyle Masoumeh Vashari’nin sanatı, tezhibin yalnızca geçmişe ait bir miras olmadığını; her çağda hakikate yaslanan sanat erenleri eliyle yeniden dirilerek, modern zamanların unuttuğu “insanlık erdemini” hatırlatıyor.
İbrahim Ethem Gören, 11.02.2026 / Yazı No: 486