Hilye, Peygamber Efendimizin Sûret ve Sîret Tasvirini Gönül İklimine Yazma Gayretidir
Hilye yazmak, somut anlamda bir metni kâğıda geçirmekten ibaret değildir. Hilye, Resûl-i Ekrem Efendimizin (sav) şemâilini; sîret ve sûret tasvirini gönül iklimine nakşetme gayretidir. Sevenin sevdiğini anlatma, onu her an huzurda tutma arzusudur hilyeler. Sahabe lisanında “Anam babam sana fedâ olsun yâ Nebiyyallah” şeklinde tecelli eden muhabbet, asırlar sonra mürekkep ve kâğıtla konuşmaya devam etmiştir.
Bu irfan zincirinin günümüzdeki en güçlü halkalarından biri, 2026 senesinde 50. sanat yılını idrak etmekte olan hüsn-i hat sanatımıza kalemiyle, ebru sanatlarımıza teknesiyle hizmet eden Fuat Başar’dır.
Muhatabımızın hilye-i şerîfe üzerine serdettiği fikirler, hilyenin yalnızca bir sanat formu değil, aynı zamanda bir muhabbet disiplini olduğunu ortaya koyar. Ona göre sevginin asıl kaynağı bizzat Kâinatın Efendisi’dir (sav). Efendimizin ahlâkı, insanlarla kurduğu ilişki, çocuklara, ashabına ve hatta düşmanlarına karşı sergilediği yüksek edep, müminlerin gönlünde tarifi kelimelerle mümkün olmayan bir muhabbet doğurmuştur.
Hilye Metinleri Saadet Asrı’na Uzanır!
Hilye ve şemâil metinlerinin kökleri Saadet Asrı’na kadar uzanır. Sahabe-i Kirâm, Peygamber Efendimizin (sav) vasıflarını aşk ile kaleme almış; bu metinler zamanla duvarlara asılan, bakıldığında salavâta vesile olan, hânelerimizi şenlendiren levhalara dönüşmüştür. Hilye-i şerîfe geleneği, bu sevginin estetik bir tezahürü olarak tecessüm etmiştir.
Fuat Başar, bu geleneğe yalnızca yazdığı yüzlerce hilye ile değil, aynı zamanda gösterdiği ilmî ve ahlâkî hassasiyetle de hizmet etmektedir.
624 Adet Hilye…
Geride kalan 50 yıllık sanat hayatında 624 adet hilye-i şerîfe yazmaya muvaffak kılınan Fuat hocamızın, hilye metinlerine zamanla yerleşmiş bazı imlâ ve hareke hatalarının tashih edilmesine vesile olması, sanatın yalnız güzelliği değil, sahihliği de talep ettiğinin açık bir delilidir. Bu dikkat, onun ifadesiyle “söyletenin söyletmesi” olarak tecelli etmiştir.
Bugün hat sanatı tarihimizde en fazla hilye yazan sanatkâr olarak anılan Fuat Başar, bu keyfiyeti bir iftihar vesilesi değil, bir emanetin ifâsı, mükellefiyetin gereğinin yapılması olarak telakki ediyor.
624 hilye… Her biri ayrı bir hâlet-i rûhiye, ayrı bir iç yolculuk… Fuat Başar hilye yazarken âdeta gönül kalemini Asr-ı Saadet’e gönderiyor! Kalem, Efendimizin (sav) mânevî huzurunda hafî (gizli) bir zikir sesi alıyor: Allah!
Emek, Hakk Katında Zayi Olmaz!
Fuat Başar’ın sanat anlayışının merkezinde tevazu yer alıyor. Nitekim malum olduğu üzere hüsn-i hat sanatı tekebbürü kaldırmaz. Sanat, hâkimiyet kurmak için değil, tabiiyet şuuruyla icra edilir. Mushaf yazan hattatların isimlerini gizleyip ketebe bölümüne dua yazmaları, bu anlayışın en müşahhas örneklerindendir. Nitekim emek, Hakk katında zayi olmaz.
Hilye-i Şerîfeler Rûhun Nakışlarıdır!
Hattat, müzehhip Hilye-i Şerîfelerin tüm mekânları şenlendirmesini ister. Zira zaman ve mekân çapını ve kutrunu ondaki estetiğe bakarak ayarlar! Gönülleri Peygamber (sav) aşkıyla yanıp tutuşan Müslümanlar yerde, gökte, batıda, doğuda, evde, iş’te, o esrarlı akışta kaybolmak ister! Zira Hilye-i Şerîfeler rûhun nakışıdır.
Hilye-i Şerîfeler bu bakımdan büyük bir ehemmiyet taşıyarak büyük ebatlarıyla evlerin başköşesinde yer alır; cep boylarıyla yolculuklara eşlik eder; seyahat hilyeleriyle sevgi, insanla birlikte yola çıkar! Hâsılı, Hilye-i Şerîfeler ümmetin, Peygamber sevgisinin gündelik hayata sirâyet etmiş hâlidir.
Fuat Başar’ın geleceğe dair en mühim niyetlerinden biri, büyük ebatlı bir hilye levhası kaleme almak. Ortasında hilye metni, etrafında tüm peygamberlerin isimlerinin yer alacağı bu eser, haddizatında yazının gönüllere asılmasını hedefliyor! Sanatkârın hilye metinlerinin dünya dillerine tercüme edilmesi arzusu da bu muhabbetin cihanşümul (evrensel) bir dile kavuşması niyetini taşıyor.
Fuat Başar: Yazabilenler Çok Hilye Yazsın!
Neticede hilye yazmak, Resûlullah’ı (sav) sevmeyi yazıyla ikrar etmektir. Fuat Başar’ın “yazabilenler çok hilye yazsın” temennisi, bir sanat tavsiyesi olmanın ötesinde, aşk-ı Muhammedî çağrısıdır!
“Ecdadın taşı, mürekkebi ve yazıyı ihlâsla işlemesi gibi; bugünün sanatkârı da işini aşk, edep ve samimiyetle icra etmekle mükelleftir.” cümlesi, Erzurumlu hattat, ebrucu, divan şairi Fuat Başar’ın 50 yıllık sanat hayatının özetidir. Zira sanat, Fuat Başar hilyeleri misali Allah’ı (cc) ve Resûlünü (sav) anlatmaya vesile olduğu ölçüde anlam kazanır.
Fotoğraflar
-Hattat Fuat Başar, her biri usta olmuş talebeleriyle birlikte
-Hattat Fuat Başar’ın üsluplaşmış ketebe örneği
-Sülüs-Nesih Hilye-i Şerife: Hüsn-i Hat Fuat Başar. Tezhip: Ayten Pelit-Yıldız Holding Koleksiyonu
-Muhakkak-Sülüs-Nesih Hilye-i Şerife: Hüsn-i Hat Fuat Başar. Tezhip: Asiye Kafalıer Dönmez-Galeri Birimza Koleksiyonu
-Sülüs-Nesih Hilye-i Şerife: Hüsn-i Hat Fuat Başar.
İbrahim Ethem Gören, 21.01.2026 / Yazı No: 483