Geçmişle Gelecek Arasında Ebru Köprüsü
İsmini ebru sanatının tarih sahnesine çıktığı 16. yüzyıldan alan “Onaltı” sergisi, Akdağ eteklerinde geçmişin kadim mirasıyla istikbalin tasarım anlayışı arasında ebru köprüsü kurmayı hedefliyor.
Komagene Kültür Merkezi’nde (İl Halk Kütüphanesi Altı) gerçekleştirilecek olan sergi, ebrunun yalnızca kâğıt bezeme sanatı değil, aynı zamanda derin bir estetik ve tefekkür alanı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Dr. Muhammet Çevik’in on yıllık emeğinin mahsulü olan bu eserler, ebrunun su, boya ve insanla kurduğu sarsılmaz ilişkiyi bugünün irfanına arz ediyor!
Ebru Sanatına Mufassal Bakış…
Ebru, Türk-İslâm sanatlarının derûnunda saklı, sabırla açılan sırlı bir incidir. Tabii boyalar, atkuyruğu kıllarından imal edilip gül dalına sarılan fırçalarla, kıvamını bulmuş suyun sathına serpilir; orada kaderini bekleyen renkler, nihayet kâğıtta vücut bulur!
Bu sanat, yalnızca teknik kabiliyet değil; aynı zamanda meşk ile kemâle eren, sabır ve edep ile yoğrulan, icâzetle nesilden nesle intikal eden irfan yoludur.
İpek Yolu’nun kadim menzilleri üzerinden XV. yüzyılda İstanbul’a ulaşan ebru; battalın yanında çiçekli ve hatip gibi nevileriyle kâinâtı taklitten ziyade onu üsluplaştıran bir estetik idrak ortaya koymuştur.
Son üç asırda Hezarfen İbrahim Edhem Efendi ile yeniden ihyâ edilen, Hezarfen Necmeddin Okyay’ın yoğun çabalarıyla derinleşen ve nihayet Ebrucu Mustafa Düzgünman’ın eliyle müstakil bir sanat lisanına kavuşan ebru, soyut estetiğin bu topraklardaki en sahih temsilcilerinden biri hâline gelmiştir.
Bugün ebru sanatı, Mustafa Düzgünman üstadın hayırlı ve ehil halefleri marifetiyle Türkiye’nin dört bir yanında âlâ keyfiyette icra edilmekte; üstaddan ustaya geleneğin emaneti olarak istikbal istikametinde emin adımlarla taşınmaktadır.
Ebrucu Dr. Muhammet Çevik’e Dair…
Sanat yolculuğuna 2008 yılında Şanlıurfa’daki yüksek lisans tahsili sırasında Ebrucu Doç. Dr. Ömer Sabuncu’nun atölyesinde başlayan Dr. Muhammet Çevik, ebruyu basit bir boyama tekniği olarak değil, "Sanat-ı İlâhî’nin tecellisini arama gayreti" olarak telakkî ediyor.
2015 yılından itibaren akademik çalışmalarının yanına profesyonel sanat icrasını da ekleyen Çevik, ebruyu hüsn-i hat, tezhip ve kat’ı teknikleriyle birleştirerek kendine has tezyinat terkibi meydana getirmiştir.
Özellikle pandemi ve 6 Şubat depremlerinin getirdiği büyük hüzün ve kayıpları “sükût ve tefekkür” dönemine dönüştüren sanatkâr, bu süreci gönül ikliminde derinleşmek gibi bir imkâna dönüştürmüştür.
Ebru çalışmaları, hüsn-i hat ve ebru sanatlarımızın yüzakı, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü hâmili Fuat Başar tarafından takdir edilerek icazet seviyesine ulaşan Dr. Muhammet Çevik, bir taraftan Adıyaman Üniversitesi bünyesindeki Kadim Sanatlar Kulübü nezdinde ebru sanatımıza yeni isimler kazandırırken diğer taraftan da teknesinden birbiri ardına ebrular çıkarıyor.
Kuveyt Türk Katılım Bankamızın kültür sanat portalı nezdinde ilk kişisel sergisi “Onaltı”yı açmaya muvaffak kılınan Dr. Muhammet Çevik’i tebrik ediyoruz.
İbrahim Ethem Gören, 04.05.2026 / Yazı No: 498