Page 35 - Kuşların Şarkısı
P. 35

Uça uça gelmiş sarayın bahçesindeki bir ağacın dalına konmuş. Bu sırada hükümdar ve adam-


        larıyla çıktıkları avdan yeni dönen doğan kuşu, sarayın odasında zümrüt taşlı tüneğinde dinleni-
        yormuş. Avcı doğan kuşu,  hükümdarın gözdesiymiş ve halinden pek memnunmuş besbelli. Tam


        keskin bakışlarıyla karşı kıyıları süzerken açık pencereden kendisine seslenen Hüdhüd’ ü fark
        edip kulak vermiş. Simurg diye bir padişahtan bahsediyor, onun yüceliğinden dem vuruyormuş.


        Cevap vermiş doğan:
        -Benim  zaten  bir  padişahım  var.  Ondan  gördüğüm  iltifat,  elinden  yiyeceğim  bir  lokma,  bana


        yeter. Padişahımla çıkacağım avları dört gözle beklerim, onunla bulunmak bana huzur verir. Bir
        ömür boyu yaşayacağım ve huzur bulacağım yer, bu saray olacaktır.


        Böylece doğan da Hüdhüd ’ün ümidini boşa çıkarmış. Ölümsüz bir padişaha varmak yerine, ölümlü
        bir padişahın kulu olmayı kendine yeter gören birini, Kafdağı’na yolculuğa ikna etmek gerçekten


        zormuş. Kalbine hüzün dolmuş Hüdhüd’ün; doğanı süslü püslü sarayında, kadife kumaşlar, altın
        ibrikler, kılıç kalkanlar arasında bırakarak uçmuş da uçmuş...
   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40