İçeriğe Git İçeriğe Git Alt Bölüme Git

Yer Altındaki İstanbul'un Gizemli Dünyası

Medeniyetler beşiği ve Anadolu'nun gözbebeği İstanbul, asırlardır binlerce tarihi esere ve kültür varlığına ev sahipliği yapıyor.

Güzelliği, tarihi ve kültürel değerleri saymakla bitmeyen bu eşsiz şehir; çok sayıda kilise, külliye, saray, han, cami ve hamamı topraklarında barındırıyor. İstanbul'un yüzyıllardır yer altında sır gibi sakladığı güzelliklerinden biri de şüphesiz sarnıçları... Peki sarnıçlar ne işe yarar ve hangi mimari özellikleri taşır? Sarnıçların tarihini ve işlevlerini merak edenler için hazırlanan yazıyı okuyarak İstanbul'un ünlü sarnıçları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

İstanbul'daki Sarnıçlar Neden Yapıldı?

Türk sivil mimarisinin en çarpıcı ve belki de en işlevsel örneklerinden biri olan sarnıçlar, su yapıları başlığı altında incelenen özel eserler arasında yer alıyor. Geçmişte günümüzdeki kadar gelişmiş bir su altyapısı ağı olmadığından sarnıçlara ihtiyaç duyuluyordu. Sarnıçlar, yer altında bulunan ve içerisinde su biriktirmek için oluşturulmuş su depolarıdır, denilebilir. Hem büyük hem de küçük boyutlarda yapılabiliyor. Örneğin, evlerin altına inşa edilen ve çatıdan gelen suları aşağıya taşıyan kanalları olan sarnıçlar olduğu gibi İstanbul'un sarnıçları gibi dev sarnıçlar da bulunabiliyor. Dev sütunlarla taşınan ve hem görsel hem de tarihi güzelliği bulunan sarnıçlar, geçmişte su depolama konusunda önemli bir işlevi yerine getiriyordu. Hem açık hem de kapalı tipte yapılmış olan sarnıçlar, biriken yağmur sularının temiz bir şekilde depolanmasının ardından kullanılmasını sağlıyordu. Sarnıçlar tuzlu sudan ziyade, tatlı su depolamak amacıyla kullanılıyordu.

İstanbul'da Kaç Sarnıç Mevcut?

İstanbul'da her geçen gün yeni bir eserin literatüre eklenebilmesi sebebiyle bilinen sarnıç sayısı sürekli değişebiliyor. Bugün sayıları tam olarak bilinemese de yaklaşık 70 sarnıç olduğu bildiriliyor. Bu 70 sarnıçın Bizans döneminden kaldığı düşünülüyor. Şerefiye Sarnıcı, Yerebatan Sarnıcı gibi devasa yapılar, İstanbul'un en çok ziyaretçi kabul eden eserleri arasında yer alıyor. Acımusluk Sokağı Sarnıcı, Aspar Sarnıcı, Binbirdirek Sarnıcı, Hagios Makios Sarnıcı gibi diğer sarnıç yapıları ise yine çok fazla ziyaret edilen sarnıçlar arasında bulunuyor.

Sarnıçların Mimari Özellikleri Nelerdir?

Sarnıçlar, yer altında bulundukları için taşıyıcı unsurları, yani strüktürleri bakımından oldukça güçlü bir şekilde inşa ediliyor. Bunun sebebi, sarnıçların zaten yer altında bulunması ve buna bağlı olarak çökme tehlikelerinin olabileceği düşüncesi oluyor. Sarnıçlar, oldukça kalın ve güçlü sütunlar tarafından taşınıyor. Sütunların başlık bölümlerinde ise eşi benzeri bulunmayan özel taş ya da mermer işlemelerine yer veriliyor. Açık ve kapalı tipte sarnıç olmak üzere ikiye ayrılan sarnıçların, sütun bölümlerinin hemen altında yani zeminlerinde su havuzları bulunuyor. Dünya üzerinde oldukça kurak olan Orta Doğu ülkelerinde de sıkça rastlanılan sarnıçların duvar bölümlerinde ise taş ya da tuğla örgülere yer veriliyor. Taşıma sütunlarının kemerlerle desteklenmesi ise sarnıçlara görsel bir güzellik katarken aynı zamanda onları daha güçlü bir hâle getiriyor. Su yapılarının İslam dininde de çok fazla yeri olması ve hayırlar getirdiğine inanılması da Osmanlı Dönemi'nde de sarnıç yapılarının artmasına katkıda bulunmuştur.

Sarnıçlar Hakkında İpuçları

Eğer sarnıç ziyaretleri yapmayı planlıyorsanız öncelikle sarnıçların iç bölümlerini gezerken oldukça dikkatli davranmanız gerekiyor. Çünkü sarnıçlar içleri suyla dolu olan yapılar olduklarından çok yüksek nem oranına sahip olabiliyor. Elbette sarnıçlar içerisinde bugün modern havalandırma sistemleri kullanılabiliyor. Ancak bu havalandırma sistemleri her zaman aktif olamayabiliyor. Bu sebeple sarnıçları gezerken maske, yağmurluk türü bir giyecek bulundurmak faydalı olabiliyor. Bazı sarnıçlar ise tamamen restore edildiği için bugün yer altı yapıları olarak kullanılıyor. Bu yapılarda su bulunmadığı için bugün müze şeklinde ziyaret edilebiliyor.