Kastamonu’nun medâr-ı iftiharı, Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hüsn-i hat sanatında köprü vazifesi gören sanatkârlardan Emrullah Demirkaya, bu topraklarda kültür karakışının yaşandığı zor zamanlarda verdiği yazı mücadelesi, emekleri ve eserleriyle hüsn-i hat sanatımıza hamle çapında hizmetler üretmiştir.
Hattat Emrullah Demirkaya, klasik hat mektebinin ana damarına temas etmiş, çok yönlü sanatkârlığıyla temayüz etmiş müstesna bir isimdir. Onun sanat yolculuğu ve bunun hâsılası mahiyetindeki eserleri klasik meşk halkasında aldığı terbiyeyle, talebe yetiştirme gayretiyle ve elinden gelen pek çok sanat ve zanaat koluyla birlikte değerlendirilmelidir.
Emrullah Demirkaya, Osmanlı Cihan Devleti’nden Cumhuriyet’e uzanan yıllarda kamış kalemini yere bırakmayan, yazıyı mücerret anlamda sanat olarak değil, medeniyet dili olarak da gören sanatkârlarımızdandır. Onun hayatı, Hz. Ali’nin hattatlar için kurduğu “Hat sanatı hocanın öğretişinde gizlidir. Kıvamı çok yazmakla, devamı İslam dinini yaşamakla mümkündür” şeklindeki hüküm cümlesine hüvesi hüvesine uymaktadır.
Bu yazının muhatabı Emrullah Demirkaya İslam harflerinin estetiğinde saklı olan ruhu kavramış; az önce de ifade ettiğimiz üzere bu topraklarda kültür karakışının yaşandığı zamanlarda kalemiyle hem yazıyı hem de yazının irfan mirasını yaşamaya ve yaşatmaya gayret etmiştir.
Şöhretin merkezinde bulunmaktan ziyade hizmeti tercih eden Emrullah Demirkaya, kalemini bir geçim vasıtası olmanın ötesinde medeniyetimize hizmet vasıtası olarak görmüştür. Yazdığı levhalar, yetiştirdiği talebeler ve ardında bıraktığı hatıralar bir asra yakın bereketli hayatın şâhitleridir.
Hayatı ve Tahsil Yılları
Emrullah Demirkaya 1310 (1894) yılında Kastamonu’nun Hamidiye Mahallesi Kavaklıkuyu Sokak’taki hânede dünyaya gelmiştir. Babası Demirkaya, annesi Selime Hanım’dır. Ailenin kökleri Kastamonu’nun Araç kazasına bağlı Alınkaya köyüne uzanır. Dedelerinden Derviş Ali’nin Osmanlı-Rus Harbi’ne katılarak gazilik mertebesine erişmesi, ailenin tarihindeki mühim şeref levhalarından biridir. Ailesi, savaşlar, göçler ve zorlu yıllar boyunca Anadolu’nun kederine ortak olmuş; nihayet 1890 yılında yeniden Kastamonu’ya yerleşmiştir.
Dört çocuklu ailenin ikinci evladı olan Emrullah Efendi ilk tahsilini Kastamonu Yarabcı Mektebi’nde tamamlamıştır. Başarılı bir talebe olarak dikkat çeken genç Emrullah, 1322 (1906) yılında Kastamonu Sanayi Mektebi’ne girmiştir. Ancak okulun Maarif Müdürlüğü’ne devredilmesi ve eğitim faaliyetlerinin bir müddet durdurulması üzerine tahsilini yarıda bırakmak zorunda kalmış, bu süreçte Kastamonu Vilayet Matbaası’nda mürettip olarak çalışmıştır. Harflerle kurduğu bu erken temas, onun ileride yazı sanatına yönelmesinde mühim bir merhale olacaktır.
İstanbul Yılları ve Hat Tahsili
1914 yılında askere alınan Emrullah Efendi’nin yolu İstanbul’a düşer! Kastamonu Sanayi Mektebi’nde öğrendiği mızıka sayesinde Harbiye Nezareti Bandosu’nda görevlendirilir. Bu vazife, onun için yalnız askerlik değil, aynı zamanda sanat ufkunu genişletecek yeni imkânların kapısını da aralayacaktır.
İstanbul’da bulunduğu yıllarda hem Sanayi-i Nefîse Mekteb-i Âlisi’ne hem de Medresetü’l-Hattâtîn’e devam eder. Sülüs ve nesih yazılarını Şeyhü’l-Hattâtîn Hacı Ahmed Kâmil Akdik’ten meşk eden Emrullah Efendi Ta‘lik yazı nev’ini, Sultan Selim Camii müezzini Hulusi Efendi’den öğrenmiş, rik‘a yazıda ise Necmeddin Okyay’dan istifade etmiştir.
Bu yıllarda Mustafa Halim Özyazıcı ve Hamid Aytaç ile kurduğu dostluklar, yazı ufkunun derinleşmesini temin etmiştir.
Genç hattat, koğuşlarda tertipleri uyuduktan sonra zor şartlar altında bulduğu bir lambanın ışığında sabahlara kadar yazı meşk ederdi. Bu hâl, onun kaleme duyduğu aşkın en sahih delillerinden biridir.
Millî Mücadele Yılları
İstanbul’un işgali üzerine memleketi Kastamonu’ya dönen Emrullah Demirkaya, Millî Mücadele saflarında yer almıştır Kastamonu 14. Fırka Ahz-ı Asker kaleminde yazıcı başçavuş olarak görev yapan muhatabımız Vilayet Matbaası’nda arkadaşlarıyla birlikte Kuva-yı Milliye bildirilerinin basılmasına katkıda bulunmuştur.
Kastamonu’da kurulan Millî Teşkilat faaliyetlerinde de aktif rol alan Emrullah Efendi, Kuyudibi Medresesi’nde çalışmalarını sürdüren ilk millî bandoya katılmıştır. Bu bando daha sonra Ankara’ya çağrılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin emrine girmiş ve müteakip zamanlarda Erkân-ı Harbiye Umumi Bandosu adını alan müessese de vazife icra etmiştir.
Batı cephesinde görev yapan Emrullah Efendi, savaş yıllarında hesap memurluğu ve kâtiplik vazifelerinde bulunmuştur. İzmir’in kurtuluşuna şahit olduktan sonra memleketine döndüğünde İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.
Yazı Anlayışı
Emrullah Demirkaya için yazı yalnız estetik bir meşgale değildir. O, kalemin aynı zamanda bir ahlâk ve irfan meselesi olduğuna inanırdı. Bu sebeple yazı talep edenlere çoğu zaman bilâbedel levhalar hediye ettiği bilinmektedir. Bu cömertliğini anlatırken söylediği şu söz, onun sanat telakkisini özetler: “Nasıl olsa durmadan damlıyor… yine damlar, yine yazarım.”
Kaleminin mürekkebi ona göre kesilmeyen bir bereket pınarıydı. İlmin ve sanatın zekâtının yüzde yüz olduğuna inanır; yazıyı paylaşmayı bir vazife telakki ederdi.
Bediüzzaman ile Hatırası
Hattat Emrullah Demirkaya’nın hayatındaki en manidar hatıralardan biri, Kastamonu’da sürgün hayatı yaşayan Bediüzzaman Said Nursî ile olan görüşmesidir.
Bir gün üstadı ziyaret eden Demirkaya, sohbet sırasında hattat olduğunu söyleyince Bediüzzaman kendisinden bir levha yazmasını ister. “Nasıl bir levha olsun?” sorusuna ise şu cevabı verir: “Nasıl olursa olsun.”
Bu söz üzerine günlerce düşünen hattatımız, nihayet şu rübâîyi yazıp levha hâline getirir:
Ağlatırsa gam yeme bendesini Cebbâr-ı Hakîm
Lûtfuna mazhar düşüp nâgâh bir gün güldürür
Bu meseldir Tu‘refü’l-eşyâü min ezdâdihâ
Pes anun içün kahrın evvel lûtfün sonra bildirir
Levhayı gören Bediüzzaman şu sözleri söyler: “Sen benim tarihçe-i hayatımı bir rübâî ile ifade etmişsin.”
Ardından levhayı bağrına basarak:
“Ben artık senin bu yadigârını koynumda taşıyacağım.” der.
Bu hatıra sebebiyle Emrullah Demirkaya daha sonra “Son Şahitlerden” biri olarak anılacaktır.
Son Yılları ve Vefâtı
Uzun ve bereketli bir ömrün ardından Emrullah Demirkaya 3 Eylül 1992 tarihinde felç geçirmiştir. Bir ay sonra, 4 Ekim 1992’de Ankara’da oğlu Zekai Demirkaya’nın evinde vefat etmiş, cenazesi Kastamonu’ya getirilerek Ahmetdede Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Bir Yazı Üstadının Mirası
Emrullah Demirkaya’nın hayatını, kalemin aharlı kâğıdın müşfik yüzünde sabırla yürüdüğü uzun bir yola benzetmek vakıaya mutabık olacaktır. O yol bazen mürekkebin cehrî ve hafî ezkârı, bazen de çetin zamanların imtihanı ile doludur. Sözün bu yerinde bir hüküm cümlesi kuralım: Kamış kalem hattatın ruh dünyasının aynasıdır.
Onun Kalemi de Böyleydi
Ta’likten sülüse, celî dîvânîden rik’aya kadar Hattat Emrullah Demirkaya’nın meşk ettiği hurufât ve dahi kaleme aldığı cami yazıları, Kastamonu vilayetimiz özelinde Anadolu irfanına yaslanarak Medine-i Münevvere’ye selâm göndermiştir.
Bugün Kastamonu’nun kültür ve sanat tarihinde ne zaman Emrullah Demirkaya’nın adı yâd edilse ol zamanda hafızalarda yalnızca bir hattat değil; kalemini ‘îlâ-yı kelimetullah’ın emrine vakfeden cömert, gönül ehli, mütevazı, mümin ve mütevekkil bir sanatkâr silüeti belirir.
Ve belki de onun sanatını en iyi anlatan söz yine kendisine aittir:
“Nasıl olsa durmadan damlıyor…”
İbrahim Ethem Gören, 10.03.2026 / Yazı No: 490
Hattat Emrullah Demirkaya Eserleri: Gören Ailesi Koleksiyonu
Fotoğraflar: İbrahim Ethem Gören Fotoğraf Arşivi
Kaynakça
Aslan, Mustafa. “[…]”. Turkish Studies: International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, c. 2, sy. 4 (Fall 2007), ss. […].
Baltacı, Burhan – Çuhadar, Cengiz – Gezici, Mustafa. “Hattat Feride Hanım ve Hattat Emrullah Efendi (Demirkaya) Örneği Üzerinde Hat Sanatında Kastamonu.” Osmanlı’dan Günümüze Kur’an ve Hüsn-i Hat (Ulusal Sempozyum), 1–3 Kasım 2013, Amasya. Tam Metin Bildiri, c. 1. 2017. ISBN: 978-975-19-0000-0.
Gören, İbrahim Ethem. Hattat Hamit Aytaç’ın İzinde Geleneksel Sanatlar Sergisi – Gören Ailesi Koleksiyonu. Sergi Kataloğu. Diyarbakır, Şubat 2024.
Gören, İbrahim Ethem. “Kastamonu’nun Yazı Dervişi Hattat Emrullah Demirkaya.” İttifak Gazetesi, 14 Şubat 2026. https://ittifakgazetesi.com/kastamonunun-yazi-dervisi-hattat-emrullah-demirkaya/
“Hattat Emrullah Demirkaya anlatıldı.” Açıksöz, 16 Ocak 2018. https://www.aciksoz.com.tr/haber/16999618/hattat-emrullah-demirkaya-anlatildi
“Said Nursi’ye levha yazan hattat talebesi.” Risale Haber, 12 Haziran 2011. https://www.risalehaber.com/said-nursiye-levha-yazan-hattat-talebesi-109694h.htm
Güncellenme Tarihi: 10 Mart 2026